İSA'NIN DAĞDAKİ VAAZ SERİSİ
|
![]()
|
8. DUŞ ALMIŞ YİNE DE KİRLİ
Şöyle bir hikaye okudum:
Bir adam, bir yabancı arkadaşına, başına gelen olayları anlatıyormuş. Adam daha çocukken, annesi eve döndüğü zaman, annesinin saçlarına nemli olup olmadığını öğrenmek için dokunurmuş. Çocuğun annesi ve babası ayrı yaşıyorlarmış ama daha boşanmamışlarmış. Çoçuk annesinin babasından başka bir adamla ilişkiye girip girmediğini anlamak için böyle yaparmış. "Annem eğer duş aldıysa saçları nemli kalırdı," demiş adam arkadaşına anlatırken. " Saçı kuru mu, yoksa nemli mi anlayayım diye dokunurdum, " diye açıklamış.
Yabancı arkadaşı adama, "Ancak bilemezdin. Belkide ilişkiden sonra duş almadı" demiş.
Bizimki yabancıya şaşkın şaşkın bakmış ve "Biri ilişkiden sonra duş almazsa kendisini murdar hale bırakmış demektir. Mümkün değil" demiş. "Muhakkak duş alırdı."
Bir kadına göre, ilişkiye girdikten sonra duş almamak kendisini Allah'ın önünde murdar halde bırakmak demekti. Dış temizlik son derece önemliydi onca.
Peki ya "zina etmeyeceksin" diyen yasayı çiğnediği için ne düşünmeliydi?! Zina, kendisini Allah'ın katında dış kirlilikten daha da murdar hale getirmez miydi? Allah'ın istediği şey sadece dış temizlik mi, yoksa işin içinde ahlaki hayatta paklık ta var mı? Hangisi daha önemli, beden temizliği mi yoksa yürek temizliği mi? Tabii ki ben "Dış temizlik önemli değildir" demiyorum. Ancak bayan, yasak bir ilişkiden sonra, duş almış olsa da temiz değil, çünkü On Emiri çiğniyor.
Bu sadece belden aşağı günahlara dair bir şey değildir. Günümüzde insanlar dua etmeden önce abdest alıyorlar. Bedensel olarak Allah'ın önüne temiz gelmek iyi bir şey. Fakat çok kişi dua ettikten sonra sanki pakmış gibi yalanlarla dolu hayatlarına dönüyorlar. Dışları temiz. İçleri kirli.
Bazı ülkelerde evlere girerken ayakkabılarını çıkarmıyorlar. Kirli değil mi? Ancak aynı ülkelerde, elektrik faturasını ödeme sırasında, sinsice yahut açıkça bir başkısının önüne geçmiyorlar. Sizce hangisi daha pis: ayakabılarla eve girmek mi yoksa bir başkasının önüne geçerek hakkını çiğnemek mi?
İsa'nın döneminde, Yahudilerin törensel temizlik kaideleri çok titiz ve külfetli hale geldi. Kafaları hep kuralllarla, kısıtlamalarla ve dış kirlilik korkusuyla meşguldü. Kendilerine bakarak bencillik ve kötü niyetliliğinin cana bulaştırdığı lekeyi görmediler!
İsa dinleyicilerine bu törensel paklığının Göklerin Egemenliği'ne girmenin şartlarından biri olduğunu söylemedi. İsa'ya göre gereken paklık neydi?
Matta 5:8 Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Çünkü onlar Tanrı'yı görecekler.
Tanrı'nın kendi kentine, kirletici olan hiçbir şey girmeyecektir. Sonsuz yaşama kavuşanların tümünün yürekleri burada, yani bu dünyada paklanmış olacaktır. İsa'dan öğrenenler, pervasız davranışların komik olduğunu düşünmüyorlar. Uygunsuz dil ve kaba düşüncelerden tiksindikleri için, onları kendilerinden uzak tutuyorlar. Kutsal Ruh aracılığıyla, İsa'nın ikamet ettiği kalpte, düşünceler ve davranışlar paklanmaya başlıyor.
Hayır, paklık sadece su ve sabunla sağlanan dış temizlikle ilgili değildir. Paklık, sadece şehevi, ihtiraslı, belden aşağı şeylerden uzak durmak da değildir. Paklık, canın gizli amaçları ve dürtülerine dayanır. Paklık, bizim alçakgönüllü, özverili, çıkarcılık ve gururdan uzak olmamızla da ilgilidir.
İnsanlar neden yalan söylüyorlar? Bir işte birini kandırarak haksız ya da aşırı para kazanmak için değil mi? Yani dürtüleri ve amaçları çıkardır. Bazı insanlar bir görevin sorumluluğunu üstlenmemek için yalan söyleyebilir. Dürtüleri amaçları nedir? Evet, tembellik yapmak ve özverili olmamak. Sadece kendi rahatlıklarına bakıyorlar. Bazıları kibir yüzünden, kendilerini olduklarından daha iyi göstermek yalan söyleyebilir. Dürtüleri amaçları nedir? Kendi gururlarını beslemek! Bunların hepsi temiz, pak bir yürekte bulunmuyor.
Genelde insanlar, Allah'ı nasıl görürlerse öyle davranıyorlar. Allah'ı, cezalandırmak için birinin hata yapmasını bekleyen bir zalim olarak görürlerse, başkalarına karşı böyle davranıyorlar. Karakterleri sert, soğuk, karanlık ve sevgisizdir. Hep eleştirerek, kendilerini merhametsiz gösteriyorlar. Allah'ı adaletsiz, kötülüğe aldırmayan, kayıtsız bir varlık olarak görenler de, öyle davranıyorlar. Adalete kendi alçak kıstaslarına göre bakıyorlar. İnsanlar Allah'ı kendi karakterlerine benzetiyorlar. Kutsal Yazılarda, Rab şöyle söylüyor:
Mezmurlar 50:21 Beni kendin gibi sandın.
Biz, eskiden insanların nesnelerin önünde eğilip tapındıklarını düşününce şaşıp, "Nasıl böyle bir şey yapabilirlerdi!" deriz. "Ne saçmalık!" Ancak ne yapıyorlardı? Onlar tanrılarına kendi düşündükleri özelliklerini atfediyorlardı. Biz aynısını aklımızda yapmıyor muyuz? Allah merhametliyken biz O'nu kindar, eleştiren, soğuk, affetmeyen bir varlık olarak düşünürsek ne yapıyoruz? Aklımızda, Allah'a kendi düşündüğümüz özellikleri atfediyoruz değil mi? Rab "Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin" dedikten sonra "Rab göz yumuyor" diyerek yalan söylersek biz ne yapıyoruz? Biz Rabb'i kendimiz gibi sanıyoruz değil mi?
Siz putperest değilsiniz. Siz bir nesnenin önünde asla eğilip tapınmazsınız. Ancak, aklımızda Allah'ın karakterini yanlış düşünürsek yani O'na kendi özelliklerimizi atfedersek, bu durum yanlış dününceler ve sonunda yanlış davranışlara yol açar. O yüzden insanlar, "Allah'ı tanıyamazsın" deyince bu çok tehlikelidir çünkü onlar kendi kararkterlerine göre davranacaklar. İnsanın kalbi özünde soğuk, karanlık ve sevgisiz olduğu için böyle davranacaklar. Bu sebeple, son derece dindar insanlar çok zorba, yobaz, zalim, kaba ve sert olabilir. Allah'a yanlış özellikleri atfediyorlar.
Peki ya siz? Allah'ı nasıl görüyorsunuz? Rab kindar, cezalandırmayı seven bir zorba mıdır? Rab kendi kurduğu kurallarını ihmal edenlere göz yuman biri midir? Yoksa Rab hem adil hem de merhametli midir? Başkılarına nasıl davranırsan galiba Rabb'e böyle bakıyorsunuz.
Rab paktır ve cennete girenler pak olacaktır. Şimdi bu hayatta biz paklığını öğreneceğiz. O yüzden bu hayat bize verildi.
İsa hiç günah işlemedi. O yüzden İsa, herhangi bir başkasından çok Allah'ın karakterini gözümüzün önünde en iyi şekilde sergiledi. Allah'ın nasıl olduğunu öğrenmek isterseniz İsa'ya bakın. İsa acı çekenlerden uzak mı durdu? Hayır, onlara yaklaştı. Günahkarların günahlarını affetti mi? Affetti. Zavallı kimsesiz olan hastalara yaklaşıp iyileştirdi mi? İyileştirdi. İsa çocukları kollarına alıp bereketledi mi? Bereketledi. O zaman insanlar neden, "Allah yüksek, bilinmez" diyorlar? Çünkü kendileri Allah'ı ve Allah'ın karakterini tanımıyorlar. Onlar kendileri, insanlardan uzak duran soğuk insanlardır. Kendi özellikleri Allah'a atfediyorlar.
Biz kendi başımıza, kendi yüreğimizi temizlemiyoruz. Bu Rabb'in işi. Peygamber Davut, Bat-Şeva'yla zina edip kocası Uriya'yı öldürdükten sonra tövbe edip şöyle yazdı:
Mezmurlar 51:10 Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.
Zina ettikten sonra duş alabilirsiniz. Fakat duş sizi Allah'ın katında temiz kılmaz. Günahınızı silmez. İhtirasınızı kaldırmaz, değiştirmez. Hala kirlisiniz. Dua, özünde suçumuzu kaldırmaz. Sadece, Allah'ın kendisi, temiz bir kalp yaratır.
Bir duş, ellerinizi yıkamalar, hırsları, kıskançlıkların, yalanların, intikam hislerinin, dedikodunun ve kindarlığın lekelerini çıkarmaz. Sizden nefret edip kötü davrananlara karşı sevgi vermez. Sadece ve sadece Tanrı'nın mucizesiyle bu iş yapılır. Ancak bu armağanı aramamız lazım.
Yüreği temiz olanlar, Allah'ı yeni ve sevecen bir ilişkide, Kurtarıcıları olarak görüyorlar. Rabb'in paklığını ve letafetini görünce de, kendi karakterlerinde bu özelliğini yansıtmak istiyorlar. Bu özelliklerinin dışavurumunu İsa'nın hayatında görünce, biz de O'nun gibi olmak istiyoruz. O yüzden İsa'nın hayatını incelemenizi önemle rica ediyorum.
Pratik bir şekilde ne yapmalısınız?
1. İsa'nın hayatını davranışını İncil'de okuyun. Bu zaman içinde, O'nun gibi davranmak, O'nun gibi olma isteğini Allah yaratacak.
2. Rab'den temiz bir yürek isteyin.
3. Kararlı bir şekilde pahası ne olursa olsun doğrusunu yapın.
Matta 5:8 Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Çünkü onlar Tanrı'yı görecekler.
Bir adam, bir yabancı arkadaşına, başına gelen olayları anlatıyormuş. Adam daha çocukken, annesi eve döndüğü zaman, annesinin saçlarına nemli olup olmadığını öğrenmek için dokunurmuş. Çocuğun annesi ve babası ayrı yaşıyorlarmış ama daha boşanmamışlarmış. Çoçuk annesinin babasından başka bir adamla ilişkiye girip girmediğini anlamak için böyle yaparmış. "Annem eğer duş aldıysa saçları nemli kalırdı," demiş adam arkadaşına anlatırken. " Saçı kuru mu, yoksa nemli mi anlayayım diye dokunurdum, " diye açıklamış.
Yabancı arkadaşı adama, "Ancak bilemezdin. Belkide ilişkiden sonra duş almadı" demiş.
Bizimki yabancıya şaşkın şaşkın bakmış ve "Biri ilişkiden sonra duş almazsa kendisini murdar hale bırakmış demektir. Mümkün değil" demiş. "Muhakkak duş alırdı."
Bir kadına göre, ilişkiye girdikten sonra duş almamak kendisini Allah'ın önünde murdar halde bırakmak demekti. Dış temizlik son derece önemliydi onca.
Peki ya "zina etmeyeceksin" diyen yasayı çiğnediği için ne düşünmeliydi?! Zina, kendisini Allah'ın katında dış kirlilikten daha da murdar hale getirmez miydi? Allah'ın istediği şey sadece dış temizlik mi, yoksa işin içinde ahlaki hayatta paklık ta var mı? Hangisi daha önemli, beden temizliği mi yoksa yürek temizliği mi? Tabii ki ben "Dış temizlik önemli değildir" demiyorum. Ancak bayan, yasak bir ilişkiden sonra, duş almış olsa da temiz değil, çünkü On Emiri çiğniyor.
Bu sadece belden aşağı günahlara dair bir şey değildir. Günümüzde insanlar dua etmeden önce abdest alıyorlar. Bedensel olarak Allah'ın önüne temiz gelmek iyi bir şey. Fakat çok kişi dua ettikten sonra sanki pakmış gibi yalanlarla dolu hayatlarına dönüyorlar. Dışları temiz. İçleri kirli.
Bazı ülkelerde evlere girerken ayakkabılarını çıkarmıyorlar. Kirli değil mi? Ancak aynı ülkelerde, elektrik faturasını ödeme sırasında, sinsice yahut açıkça bir başkısının önüne geçmiyorlar. Sizce hangisi daha pis: ayakabılarla eve girmek mi yoksa bir başkasının önüne geçerek hakkını çiğnemek mi?
İsa'nın döneminde, Yahudilerin törensel temizlik kaideleri çok titiz ve külfetli hale geldi. Kafaları hep kuralllarla, kısıtlamalarla ve dış kirlilik korkusuyla meşguldü. Kendilerine bakarak bencillik ve kötü niyetliliğinin cana bulaştırdığı lekeyi görmediler!
İsa dinleyicilerine bu törensel paklığının Göklerin Egemenliği'ne girmenin şartlarından biri olduğunu söylemedi. İsa'ya göre gereken paklık neydi?
Matta 5:8 Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Çünkü onlar Tanrı'yı görecekler.
Tanrı'nın kendi kentine, kirletici olan hiçbir şey girmeyecektir. Sonsuz yaşama kavuşanların tümünün yürekleri burada, yani bu dünyada paklanmış olacaktır. İsa'dan öğrenenler, pervasız davranışların komik olduğunu düşünmüyorlar. Uygunsuz dil ve kaba düşüncelerden tiksindikleri için, onları kendilerinden uzak tutuyorlar. Kutsal Ruh aracılığıyla, İsa'nın ikamet ettiği kalpte, düşünceler ve davranışlar paklanmaya başlıyor.
Hayır, paklık sadece su ve sabunla sağlanan dış temizlikle ilgili değildir. Paklık, sadece şehevi, ihtiraslı, belden aşağı şeylerden uzak durmak da değildir. Paklık, canın gizli amaçları ve dürtülerine dayanır. Paklık, bizim alçakgönüllü, özverili, çıkarcılık ve gururdan uzak olmamızla da ilgilidir.
İnsanlar neden yalan söylüyorlar? Bir işte birini kandırarak haksız ya da aşırı para kazanmak için değil mi? Yani dürtüleri ve amaçları çıkardır. Bazı insanlar bir görevin sorumluluğunu üstlenmemek için yalan söyleyebilir. Dürtüleri amaçları nedir? Evet, tembellik yapmak ve özverili olmamak. Sadece kendi rahatlıklarına bakıyorlar. Bazıları kibir yüzünden, kendilerini olduklarından daha iyi göstermek yalan söyleyebilir. Dürtüleri amaçları nedir? Kendi gururlarını beslemek! Bunların hepsi temiz, pak bir yürekte bulunmuyor.
Genelde insanlar, Allah'ı nasıl görürlerse öyle davranıyorlar. Allah'ı, cezalandırmak için birinin hata yapmasını bekleyen bir zalim olarak görürlerse, başkalarına karşı böyle davranıyorlar. Karakterleri sert, soğuk, karanlık ve sevgisizdir. Hep eleştirerek, kendilerini merhametsiz gösteriyorlar. Allah'ı adaletsiz, kötülüğe aldırmayan, kayıtsız bir varlık olarak görenler de, öyle davranıyorlar. Adalete kendi alçak kıstaslarına göre bakıyorlar. İnsanlar Allah'ı kendi karakterlerine benzetiyorlar. Kutsal Yazılarda, Rab şöyle söylüyor:
Mezmurlar 50:21 Beni kendin gibi sandın.
Biz, eskiden insanların nesnelerin önünde eğilip tapındıklarını düşününce şaşıp, "Nasıl böyle bir şey yapabilirlerdi!" deriz. "Ne saçmalık!" Ancak ne yapıyorlardı? Onlar tanrılarına kendi düşündükleri özelliklerini atfediyorlardı. Biz aynısını aklımızda yapmıyor muyuz? Allah merhametliyken biz O'nu kindar, eleştiren, soğuk, affetmeyen bir varlık olarak düşünürsek ne yapıyoruz? Aklımızda, Allah'a kendi düşündüğümüz özellikleri atfediyoruz değil mi? Rab "Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin" dedikten sonra "Rab göz yumuyor" diyerek yalan söylersek biz ne yapıyoruz? Biz Rabb'i kendimiz gibi sanıyoruz değil mi?
Siz putperest değilsiniz. Siz bir nesnenin önünde asla eğilip tapınmazsınız. Ancak, aklımızda Allah'ın karakterini yanlış düşünürsek yani O'na kendi özelliklerimizi atfedersek, bu durum yanlış dününceler ve sonunda yanlış davranışlara yol açar. O yüzden insanlar, "Allah'ı tanıyamazsın" deyince bu çok tehlikelidir çünkü onlar kendi kararkterlerine göre davranacaklar. İnsanın kalbi özünde soğuk, karanlık ve sevgisiz olduğu için böyle davranacaklar. Bu sebeple, son derece dindar insanlar çok zorba, yobaz, zalim, kaba ve sert olabilir. Allah'a yanlış özellikleri atfediyorlar.
Peki ya siz? Allah'ı nasıl görüyorsunuz? Rab kindar, cezalandırmayı seven bir zorba mıdır? Rab kendi kurduğu kurallarını ihmal edenlere göz yuman biri midir? Yoksa Rab hem adil hem de merhametli midir? Başkılarına nasıl davranırsan galiba Rabb'e böyle bakıyorsunuz.
Rab paktır ve cennete girenler pak olacaktır. Şimdi bu hayatta biz paklığını öğreneceğiz. O yüzden bu hayat bize verildi.
İsa hiç günah işlemedi. O yüzden İsa, herhangi bir başkasından çok Allah'ın karakterini gözümüzün önünde en iyi şekilde sergiledi. Allah'ın nasıl olduğunu öğrenmek isterseniz İsa'ya bakın. İsa acı çekenlerden uzak mı durdu? Hayır, onlara yaklaştı. Günahkarların günahlarını affetti mi? Affetti. Zavallı kimsesiz olan hastalara yaklaşıp iyileştirdi mi? İyileştirdi. İsa çocukları kollarına alıp bereketledi mi? Bereketledi. O zaman insanlar neden, "Allah yüksek, bilinmez" diyorlar? Çünkü kendileri Allah'ı ve Allah'ın karakterini tanımıyorlar. Onlar kendileri, insanlardan uzak duran soğuk insanlardır. Kendi özellikleri Allah'a atfediyorlar.
Biz kendi başımıza, kendi yüreğimizi temizlemiyoruz. Bu Rabb'in işi. Peygamber Davut, Bat-Şeva'yla zina edip kocası Uriya'yı öldürdükten sonra tövbe edip şöyle yazdı:
Mezmurlar 51:10 Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde.
Zina ettikten sonra duş alabilirsiniz. Fakat duş sizi Allah'ın katında temiz kılmaz. Günahınızı silmez. İhtirasınızı kaldırmaz, değiştirmez. Hala kirlisiniz. Dua, özünde suçumuzu kaldırmaz. Sadece, Allah'ın kendisi, temiz bir kalp yaratır.
Bir duş, ellerinizi yıkamalar, hırsları, kıskançlıkların, yalanların, intikam hislerinin, dedikodunun ve kindarlığın lekelerini çıkarmaz. Sizden nefret edip kötü davrananlara karşı sevgi vermez. Sadece ve sadece Tanrı'nın mucizesiyle bu iş yapılır. Ancak bu armağanı aramamız lazım.
Yüreği temiz olanlar, Allah'ı yeni ve sevecen bir ilişkide, Kurtarıcıları olarak görüyorlar. Rabb'in paklığını ve letafetini görünce de, kendi karakterlerinde bu özelliğini yansıtmak istiyorlar. Bu özelliklerinin dışavurumunu İsa'nın hayatında görünce, biz de O'nun gibi olmak istiyoruz. O yüzden İsa'nın hayatını incelemenizi önemle rica ediyorum.
Pratik bir şekilde ne yapmalısınız?
1. İsa'nın hayatını davranışını İncil'de okuyun. Bu zaman içinde, O'nun gibi davranmak, O'nun gibi olma isteğini Allah yaratacak.
2. Rab'den temiz bir yürek isteyin.
3. Kararlı bir şekilde pahası ne olursa olsun doğrusunu yapın.
Matta 5:8 Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Çünkü onlar Tanrı'yı görecekler.