Küçük kilisemizden ilahiler yükseliyor, benim ruhum da onlarla birlikte yükseliyordu. Rab, “İsrail’in övgüleri üzerine taht kurdu” (Mez. 22:3). Allah’a aşık olmak ne büyük bir sevinç! Ancak oraya varmak zor bir yolculuktu.
Bir yıl önce şikâyetlerimin listesi o kadar uzundu ki, bunları dua istekleri esnasında paylaşmak bile utandırıcı geliyordu. Babamın ani ölümünden kısa bir süre sonra, annem önemli bir ameliyata girme ihtiyacı hissetti. Kocam ve ben anneme yardım etmek için her şeyi yaptık, hatta 80 dönümlük çiftlikle beraber dokuz atı ve ahırı bile satılığa koyduk! Bu arada biz bunca krizle uğraşmak için zaman harcarken bilgisayar şirketimiz iflas etti. Tüm gün çalışarak, mümkün olduğunca üç oğlumla birlikte olmaya çaba sarf ediyordum. Bitkinlik yaşam tarzımız haline gelmiş, neşe ise belli belirsiz bir anı olmuştu.
Neredesin Tanrım?
Gizem, beni bir hafta sonu kadınlar için düzenlenen dini bir konferansa katılmam için davet ettiğinde, ağır sorumluluklarımdan bir an için sıyrılabilirim düşüncesiyle bu fırsattan yararlanmak istedim. Fakat bitkinliğim beni oraya kadar izledi. İsteksizce şarkılara iştirak ettim ve konuşmalar süresince uyukladım. Kafam bana kendim için üzülmeyi bir yana bırakıp, bir şeyler yapmak için harekete geçmemi söylüyordu. Fakat kalbim şöyle feryat ediyordu, Neredesin Tanrım? Artık benimle ilgilenmiyor musun?
Konuşmacılardan birinin, katılımcıları dua etmek için salonun ön tarafına gelmeye davet etmesiyle birden canlandım. Gereksinim duyduğum bir dua vardı. “Allah tarafından unutulmuş hissediyorum” dedim bayana. Kadın benim için dua etti ve sonra gözlerimin içine baktı. “İlk aşkını kaybetmişsin” dedi bana. “Allah ile biraz romantizme ihtiyacın var.”
Çiçek bahçesinde oturmak için dışarıya çıktığımda, “Çok teşekkürler Tanrım” diyerek homurdandım. “Tüm hatam, sana karşı romantik olmamak, ha? Peki, bunu nasıl yapmamı bekliyorsun?” Çevremdeki güzellik karşısında şikâyet etmeye bir ara verdim. “Eğer ben Sen olsaydım ve Sen de ben, o zaman ne yapılacağını bilirdim. Kendime çiçekler gönderirdim. Ve eğer unuttuysan söyleyeyim, en hoşlandığım renk mordur.”
Sürprizler
Daha sonra akşam yemeği ve kapanış seremonisi için Gizem’e katıldım. Kapanış konuşmasında toplantıya ev sahipliği yapan kişi şöyle bir anons yaptı, “Sizlere bir sürprizimiz var. Sandalyelerinizin altına bakın. Her masada oturan bir bayan alt tarafa bantla tutturulmuş bir yıldız bulacak, bununla masanın üzerindeki çiçek buketini evine götürme hakkına sahip olacak.”
Sandalyemin altını kontrol ettim ve kağıttan bir yıldız buldum. Ödülümü aldığım an gözyaşlarıma hakim olamadım: bir saksı içinde birbirinden güzel mor krizantemler.
Benim huysuzluğuma karşılık, Allah’ın nezaketinden, benim taleplerime karşılık O’nun mizahından etkilenerek, bana söylenenleri yapmayı öğrenmek, yani Allah’ı cezbetmek için evin yolunu tuttum.
İnsanî düzeyde romantizm hakkında düşünürken, bunun birlikte zaman geçirmekten hoşlanmayla, diğer kişinin sevgisinden haz duymayla, karşındakini hoşnut etmeye çalışmakla ve artırılmış bir samimiyeti arzu etmekle karakterize edildiğini fark ettim.
Fakat bunları Allah üzerinde nasıl uygulayabilirdim ki?
Allah ile Romantizm
İbadet etmek sayesinde, sadece Allah’ın sevgisini anlamaktan, gerçekten onunla ilişki kurmaya yöneldim. Bu bağlantının gelişmesiyle, ben de O’nunla daha yakın bir samimiyet geliştirebildim.
Konferansta geçirdiğim o günden beri, yaşamım bazen daha kolay, bazen de daha çetin geçti. Daha sonraları Allah bana çiçek vermedi ama O’nun sevgisini daha derin ve daha sürekli bir şekilde takdir edebilme ve O’na karşı gittikçe gelişen bir sevgi yeteneği verdi.
Bir yıl önce şikâyetlerimin listesi o kadar uzundu ki, bunları dua istekleri esnasında paylaşmak bile utandırıcı geliyordu. Babamın ani ölümünden kısa bir süre sonra, annem önemli bir ameliyata girme ihtiyacı hissetti. Kocam ve ben anneme yardım etmek için her şeyi yaptık, hatta 80 dönümlük çiftlikle beraber dokuz atı ve ahırı bile satılığa koyduk! Bu arada biz bunca krizle uğraşmak için zaman harcarken bilgisayar şirketimiz iflas etti. Tüm gün çalışarak, mümkün olduğunca üç oğlumla birlikte olmaya çaba sarf ediyordum. Bitkinlik yaşam tarzımız haline gelmiş, neşe ise belli belirsiz bir anı olmuştu.
Neredesin Tanrım?
Gizem, beni bir hafta sonu kadınlar için düzenlenen dini bir konferansa katılmam için davet ettiğinde, ağır sorumluluklarımdan bir an için sıyrılabilirim düşüncesiyle bu fırsattan yararlanmak istedim. Fakat bitkinliğim beni oraya kadar izledi. İsteksizce şarkılara iştirak ettim ve konuşmalar süresince uyukladım. Kafam bana kendim için üzülmeyi bir yana bırakıp, bir şeyler yapmak için harekete geçmemi söylüyordu. Fakat kalbim şöyle feryat ediyordu, Neredesin Tanrım? Artık benimle ilgilenmiyor musun?
Konuşmacılardan birinin, katılımcıları dua etmek için salonun ön tarafına gelmeye davet etmesiyle birden canlandım. Gereksinim duyduğum bir dua vardı. “Allah tarafından unutulmuş hissediyorum” dedim bayana. Kadın benim için dua etti ve sonra gözlerimin içine baktı. “İlk aşkını kaybetmişsin” dedi bana. “Allah ile biraz romantizme ihtiyacın var.”
Çiçek bahçesinde oturmak için dışarıya çıktığımda, “Çok teşekkürler Tanrım” diyerek homurdandım. “Tüm hatam, sana karşı romantik olmamak, ha? Peki, bunu nasıl yapmamı bekliyorsun?” Çevremdeki güzellik karşısında şikâyet etmeye bir ara verdim. “Eğer ben Sen olsaydım ve Sen de ben, o zaman ne yapılacağını bilirdim. Kendime çiçekler gönderirdim. Ve eğer unuttuysan söyleyeyim, en hoşlandığım renk mordur.”
Sürprizler
Daha sonra akşam yemeği ve kapanış seremonisi için Gizem’e katıldım. Kapanış konuşmasında toplantıya ev sahipliği yapan kişi şöyle bir anons yaptı, “Sizlere bir sürprizimiz var. Sandalyelerinizin altına bakın. Her masada oturan bir bayan alt tarafa bantla tutturulmuş bir yıldız bulacak, bununla masanın üzerindeki çiçek buketini evine götürme hakkına sahip olacak.”
Sandalyemin altını kontrol ettim ve kağıttan bir yıldız buldum. Ödülümü aldığım an gözyaşlarıma hakim olamadım: bir saksı içinde birbirinden güzel mor krizantemler.
Benim huysuzluğuma karşılık, Allah’ın nezaketinden, benim taleplerime karşılık O’nun mizahından etkilenerek, bana söylenenleri yapmayı öğrenmek, yani Allah’ı cezbetmek için evin yolunu tuttum.
İnsanî düzeyde romantizm hakkında düşünürken, bunun birlikte zaman geçirmekten hoşlanmayla, diğer kişinin sevgisinden haz duymayla, karşındakini hoşnut etmeye çalışmakla ve artırılmış bir samimiyeti arzu etmekle karakterize edildiğini fark ettim.
Fakat bunları Allah üzerinde nasıl uygulayabilirdim ki?
Allah ile Romantizm
- Birincisi kendi sorunlarım yerine Allah’a yoğunlaşmalıydım. O’nun yüceliğini ve benim sorunlarımı çözme kabiliyetini kabul etmem gerekiyordu. Mezmurlar kitabı, O’nun yüceliğini ve merhametli davranışlarını anlatan açıklamalarla doludur. Hem Eski hem de Yeni Ahit’te, Allah’ın halkı O’nun “sadakatini” ve yaşamlarında O’nun zaferlerini anlatıyorlardı (Hakimler 5:11). Dertlerimi sürekli tekrarlayacağıma, yaşamımda Allah’ın zaferlerini bulmaya ve bunları anlatmaya gayret etmem gerektiğini fark ettim.
- Ayrıca Allah’ın bana olan sevgisini de kabul etmeye ihtiyacım vardı. Romalılar 8:34, Mesih’in benim için öldüğünden, dirildiğinden ve hem de şu an benim için aracılık ettiğinden bahsetmektedir. Pavlus 35. ayette, bizleri Mesih’in sevgisinden kim ayırabilir diye soruyor. Eğer bu ayeti yeniden yazsaydım, “Bitkinlik mi, bir sürü fatura mı, ciddi bir hastalık mı, bozulmuş bir araba mı, isyankâr çocuklar mı, anlayışsız patronlar mı beni Mesih’in sevgisinden ayırabilir?” sorularına yanıt halâ “Hayır! Hiçbir zaman!” olarak yankılanırdı. Artık haz alabileceğim bir sevgiye sahibim!
- Vermek konusunda Allah’ı hiçbir zaman geçemem, öyleyse O’nu nasıl hoşnut edebilirim? Ezgilerle, tefekkürle ve şükranlarla O’na övgüler sunarak tapınmayı öğrenme, Allah’ın kalbine ulaşma konusunda bana anahtarlar verdi. Tıpkı sevdiğim bir kişiye dürüstçe komplimanlar yapmaktan hoşlandığım gibi, sevdiğim Rab’bime de sunular ve şükranlar (Amos 4:5), sevinç (Mez. 27:6), ve övgüler (İbr. 13:15) sunabilirim. Bu gibi övgüler sadece O’nu hoşnut etmekle kalmaz, beni de mevcut koşulların bağımlılığından kurtararak O’nun ebedi sevgisine ve sağlayışına yaklaşmama neden olur.
İbadet etmek sayesinde, sadece Allah’ın sevgisini anlamaktan, gerçekten onunla ilişki kurmaya yöneldim. Bu bağlantının gelişmesiyle, ben de O’nunla daha yakın bir samimiyet geliştirebildim.
Konferansta geçirdiğim o günden beri, yaşamım bazen daha kolay, bazen de daha çetin geçti. Daha sonraları Allah bana çiçek vermedi ama O’nun sevgisini daha derin ve daha sürekli bir şekilde takdir edebilme ve O’na karşı gittikçe gelişen bir sevgi yeteneği verdi.