Hristiyanların büyük kısmına neden alkollü içki içtiklerini sorarsanız pek çoğu Kutsal Kitap’ın alkollü içkilerin kullanımını, sarhoşluğa yol açmadığı müddetçe yasaklamadığı yanıtını verecektir. Onların görüşüne göre itidalli olarak alkol kullanımı uygundur. Ancak bilim bize yalnızca bir bardaktaki alkol miktarının zihinsel ve bedensel melekelerin zayıflamasına neden olduğunu bildiriyor. Böyle düşünen Hristiyanların kendilerini sarhoş olmuş saymaları için kaç bardak alkollü içki içmeleri gerek?
Hristiyanların alkolü savunmak için ileri sürdükleri Kutsal Kitap ayetlerine bakarsak, bu ayetlerin çevirilerinde, yorumlanmasında ve anlaşılmasında ciddi sorunlar olduğu hemen ortaya çıkacaktır. Aşağıda yazılanlar kapsamlı olmaktan çok uzaktır, ancak okuyucu için temel meselelerin altını çizecektir.
Kutsal Kitap’ta alkol kullanımını tasvip etmeyen pek çok bölüm vardır (Levililer 10:8–11; Hakimler 13:3, 4; Süleyman’ın Özdeyişleri 31:4, 5; 23:31–33; 20:1; 1. Timoteos 3:2, 3). Aynı zamanda şarabın Allah’tan gelen bir bereket olduğunu ve tadı çıkarılması gerektiğini gösteren ayetler de var (Yaratılış 27:28; 49:10–12; Mezmur 104:14, 15; Yeşaya 55:1; Amos 9:13; Yuhanna 2:10–11). Kutsal Kitap bir şeyi nasıl hem kınayıp hem de onaylayabilir? Kutsal yazıların tümünün Kutsal Ruh tarafından ilham edildiğine inanıyorsak (2. Timoteos 3:16) kutsal yazının öğretisinde hiçbir çelişki olmamalıdır. Bu belirgin uyumsuzluğu nasıl açıklayabiliriz? Yanıt, Kutsal Kitap kavramlarının ve bunların tercümelerinin yanlış anlaşılmasında yatıyor.
Örneğin çağdaş İngilizcede ‘wine’ (şarap) sözcüğü her zaman mayalı meyve suyunu ifade eder. Pek çok çağdaş sözlük yalnızca bu çağdaş tercümeyi yansıtacaktır. Fakat daha eski İngilizce sözlükler bir zamanlar İngilizcedeki ‘wine’ sözcüğünün ya mayalı şarap ya da mayalanmamış üzüm suyu anlamına gelebildiğini gösteriyor. İngilizce açısından bu durum Kutsal Kitap’ın ünlü Kral James Çevirisi 17. yüzyılda tercüme edildiğinde de geçerliydi. Dolayısıyla Kutsal Kitap ayetleri mayalanmamış üzüm suyundan da mayalı şaraptan da bahsetse, tercümanlar bunu İngilizceye tercüme etmek için yalnızca ‘wine’ sözcüğünü kullandılar. Ne var ki, sözcüğün anlamı zamanla değişti. Öyleyse, Kutsal Kitap’ın Kral James Çevirisi’ni okuyan çağdaş okuyucular, zihinlerinde ‘wine’ sözcüğünün çağdaş tanımı olduğundan, doğal olarak Kutsal Kitap’ın her zaman mayalı şaraptan bahsediyor olduğunu düşünebilirler. Bu bir yanılgıdır.
Bu durum Kutsal Kitap’ın orijinal dilleri olan İbranice (Eski Ahit) ve Grekçede (Yeni Ahit) mevcuttu. İbranice yazan peygamberler mayalanmamış üzüm suyunu belirtmek için tiroş sözcüğünü kullanabilirlerdi. Hem mayalı şarabı hem de mayalanmamış üzüm suyunu ifade eden yayin sözcüğünü de kullanabilirlerdi. Okuyucu hangi yorumun doğru olduğunu nasıl anlayabilir? Yalnızca bağlamdan.
Aynı durum eski Yunancada da mevcut. Bir yazar mayalanmamış üzüm suyu anlamında gleukos sözcüğünü tercih edebilir ya da hem mayalı şarabı hem de mayalanmamış üzüm suyunu belirten oinos sözcüğünü kullanabilirdi. Okuyucu hangisinin hangisi olduğunu nasıl anlayabilir? Tekrar, bunu bağlamdan anlayabiliriz.
Bu çağdaş okuyucu için epey güç olabilir, zira pek çok çağdaş dilde hem üzüm suyu hem de mayalı şarap için kesin ifadeler mevcut. Her ikisi için tek bir sözcük kullanılmıyor. Ne var ki, kadim Arapça öğrenmiş olan bir kimse sözcüklerin çoğunlukla pek çok anlamları olduğunu bilir ve bunları içinde yazılmış oldukları bağlamdan anlar.
Önde gelen pek çok Kutsal Kitap uzmanı ve Kutsal Kitap sözlüğü dahi, Kutsal Kitap’ta tek bir tür şaraptan bahsedildiği görüşünü ortaya koyuyor: mayalı şarap. Dolayısıyla ortalama Kutsal Kitap okuyucusunun bu konuda kafasının karışması anlaşılabilir bir durum. Okuyucu Kutsal Kitap’taki yayin (İbranice) ve oinos (Grekçe) sözcüklerinin hem mayalanmamış üzüm suyu hem de mayalı şarap anlamlarına geldiklerini ortaya koyan araştırmaları incelemek isterse, kendisine bu konuda yazılmış olan Dallas İlahiyat Akademisi’nden Robert Teachout’un doktora tezini ve Samuel Bacchiocchi’nin kitabını öneririz.[1]
Bu konudaki karışıklık, yayin ve oinos sözcüklerinin her zaman ‘şarap’ sözcüğüyle karşılandığı Türkçe tercümede de mevcut. Kutsal Kitap’ın alkollü içkilerin tüketimini ahlaki olarak yanlış gördüğüne inanıyoruz. Şaraptan olumlu söz eden bölümler mayalanmamış üzüm suyundan bahsetmektedir. Şaraptan olumsuz olarak söz eden bölümler mayalı şaraptan bahsetmektedir. Böylelikle, Kutsal Kitap kendi içinde çelişmez ve imanlıları yüksek bir ahlaki davranış standardına tabi tutar.
Aşağıda, sıklıkla tartışılan bölümlerden birkaçına yorum yapacağız, ancak bunlar çok kısa olacak.
Yuhanna 2:1–11 Kana’daki Düğün
Pek çok mucizenin ilki olarak, İsa Kana’daki düğün şöleninde suyu "şaraba" çevirdi. Pek çok kişi, eskiden üzüm suyunun nasıl korunması gerektiği bilinmediğinden düğün davetlilerinin mayalı şarap içtiğini varsayıyor. Bu düşünce doğru olmaktan çok uzak. Bunun nasıl yapılacağı biliniyordu. Sizce pekmezi kimden aldık? Bazıları da üzüm suyunun doğal olarak şaraba dönüştüğünü sanıyor. Fakat bu da doğru değil. Üzüm suyu çok hassas koşullarda korunmadığında ekşir ve içilemez hale gelir. Eskilerin mayalı şarabı içilebilir bir halde saklaması, üzüm suyunu içilebilir bir halde saklayacak kadar ya da daha fazla çaba gerektiriyordu. Eskiler üzüm suyunu bir yıla kadar, hatta bazen daha uzun süre içilebilir halde saklamayı biliyorlardı! [2]
Düğündeki davetliler bazılarının ileri sürdüğü gibi hâlihazırda bol miktarda mayalı şarap içmiş olsalardı ve İsa mucizevi olarak 450 ile 600 litre arası daha da kaliteli şarap üretmiş olsaydı, bu İsa’nın ahlaki karakteri hakkında ne gösterirdi? İsa hayatında paktı, hiçbir günah işlemedi ve diğerlerine kutsal yazılara saygı göstermelerini öğretti. Sarhoş oldukları varsayılan insanlara daha da fazla şarap vererek sarhoşluğu tasvip etmiş olması düşünülebilir mi? Bu uygunsuz olurdu. Doğru açıklama, buradaki oinos sözcüğünün mayalanmamış üzüm suyunu belirtiyor olmasıdır.
Matta 26:20–29; Markos 14:17–25; Luka 22:14–20: Rabb’in Sofrası
Bu bölümlerde ‘şarap’ sözcüğü geçmiyor, bunun yerine ‘asmanın ürünü’ ifadesi yer alıyor. Birinci yüzyılda yaşayan tarihçi Yosefus (Josephus) aynı ifadeyi mayalanmamış üzüm suyu anlamında kullanıyor.
Ayrıca, İsa Rabb’in Sofrası ibadetini Fısıh yemeği sırasında tesis etti, bu yemekte hiçbir tür mayaya izin verilmiyordu. Fısıh sofrasındaki üzüm suyu mayalanmış şarap olamaz, zira bu İsa’nın pak ve lekesiz kanının uygun bir simgesi olamazdı!
Elçilerin İşleri 2:13: Pentikost Günü
İsa’nın ölümünden ve dirilişinden elli gün sonra, öğrencileri O’nun kendilerine vaat etmiş olduğu Kutsal Ruh’un gücünü aldılar. Pentikost zamanıydı ve Yeruşalim dünyanın dört bir yanından hacılarla doluydu. Birdenbire öğrenciler bilmedikleri dilleri konuşmaya başlayarak, İsa’nın ölümden dirilişini duyurdular. Sıradan Celilelilerin yabancı diller konuştuklarını duymak hacıları hayrete düşürdü! Ancak bazıları bunun Allah’tan bir mucize olduğunu kabul etmeyerek, öğrencilerle alay ettiler.
Başkalarıysa, “Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış” diye alay ettiler (Elçilerin İşleri 2:13).
Petrus alay edenlere karşı çıkarak şöyle dedi:
“Bu adamlar, sandığınız gibi sarhoş değiller. Saat daha sabahın dokuzu!” (Elçilerin İşleri 2:15).
Günümüzde bazı Hristiyanlar, alkol kullanımını savunmak için, bu ayetlerde ilk Hristiyan kilisesinde mayalı şarap içildiğinin belirtildiğini söylüyorlar. Alay edenlerin, öğrencileri başka durumlarda mayalı şarap içerken görmüş olmasalar, onlarla çekişemeyeceklerini ileri sürüyorlar. Burada belirtilen ‘yeni şarap’ın mayalı şarap olduğunu varsayıyorlar. Dahası, Petrus’un suçlamalara yanıt vermek için öğrencilerin alkolden kaçındıklarını değil, yalnızca saatin içmek için çok erken olduğunu söylediğini iddia ediyorlar.
Alaycılar suçlamada bulunmak için bir olguya dayanma ihtiyacı duymazlar. Öyleyse alaycıların daha önce öğrencileri içerken gördükleri fikri savunulamayacak bir varsayımdan öte değil. ‘Taze şarap’ olarak tercüme edilen sözcük, üzüm suyu anlamına gelen gleukos. Petrus’un yanıtı, saatin içmek için çok erken olması, yalnızca alaycıların kolaylıkla anlayabileceği bir şeydi. Petrus “Biz içki içmeyiz, dolayısıyla sarhoş olmamız mümkün değildir” deseydi, alaycılar rahatlıkla “Gizli gizli içiyorsunuz” diye karşılık verebilirlerdi. Diğer bir ihtimal de, alaycılar gleukos sözcüğünü kullandıklarından, Petrus “Biz içmiyoruz” diyemezdi. Deseydi, öğrencilerin üzüm suyu içmediği anlamına gelirdi, tabii ki bu doğru olmazdı.
Alay edenler öğrencileri mayalı şaraptan sarhoş olmalarıyla suçlamak istedilerse, neden oinos yerine gleukos sözcüğünü kullandılar? Muhtemelen öğrencilerin yeme içme konusunda ölçülü oldukları biliniyordu ve alay edenler esasen “Bakın, alkole el bile sürmeyen bu adamlar üzüm suyundan sarhoş olmuşlar!” diyorlardı.
1. Korintliler 11:21: Korint’te Rabb’in Sofrası’nda.
Birinci ve İkinci Korintliler, Elçi Pavlus’un Yunanistan’daki Korint kentinde bulunan imanlılara yazdığı mektuplardı. Bu mektuplardan imanlıların birtakım sıkıntılar yaşadıkları ve elçi Pavlus’tan tavsiye istedikleri anlaşılıyor. Meselelerden biri Rabb’in Sofrası kutlaması sırasında ortaya çıkmıştı. Bu, imanlıların İsa’nın kurban olarak ölümünü anmak üzere hep birlikte mayasız ekmek yiyip üzüm suyu içtikleri zamandır. Rabb’in Sofrası Korint’te ortak bir yemek havasında kutlanıyor, herkes diğerleriyle paylaşmak üzere yiyecekler getiriyordu. En azından, olması gereken buydu.
Anlaşılan bazıları yiyeceklerini başkalarıyla paylaşmak istemiyor, bunun sonucunda da zenginler çok yerken fakirler azla yetiniyorlardı. Paylaşma eksikliği sofranın amacına ve ruhuna aykırıydı. Bu bağlamda Pavlus şunları yazdı:
Her biriniz ötekini beklemeden kendi yemeğini yiyor. Kimi aç kalıyor, kimi sarhoş oluyor (1. Korintliler 11:21).
Bu kutsal yazı bölümü bazılarının sarhoş olduğunu bildiriyor. Bazı Hristiyanlar bu sofralarda alkollü içkilerin yaygın olduğuna, bunun normal olduğuna inanıyor. Bu doğru mu? Öncelikle, Korintliler hata içindeydiler ve Pavlus onların yanlışını düzeltiyordu. Bu nedenle Korintliler alkollü içki içiyor olsaydı bile, bu alkol kullanımının iyi ve imanlılar açısından normal olduğunu göstermez. Pavlus Korintlilerin davranışını kınıyor. Ancak bu bölümün daha iyi bir açıklaması var.
Grekçe metuo ve metusko fiilleri sarhoş olmak anlamına gelebilir. Ancak doymak anlamına da gelebilirler. Burada metuo sözcüğü aç sözcüğüne tezat olarak kullanılmış. Tercüme şöyle olacaktı: “Her biriniz ötekini beklemeden kendi yemeğini yiyor. Kimi aç kalıyor, kimi ise iyice doyuyor.” Kutsal Kitap çevirisinin tercümanları metuso sözcüğünü ‘sarhoş’ olarak çevirmeyi tercih etmişler. Tercümanlar yalnızca Grekçe sözlükleri kaynak aldılarsa, bunu neden bu şekilde yaptıkları anlaşılabilir.
Bazı Grekçe sözlüklere bakarsanız bu iki sözcüğün, metuo ile metusko’nun yalnızca sarhoş olmak olarak tanımlandığını göreceksiniz. Ne yazık ki bu sözlükler tam değil, zira bu sözcüklerin belli ki başka anlamları var. Birkaç örneği inceleyelim. İbranice Eski Ahit’in M.Ö. 3. yüzyılda yapılan Grekçe tercümesi Septuaginta’da, Mezmur 23:5 ayeti aşağıdaki gibi çevrilmiş:
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, başıma yağ sürersin, kâsem taşıyor.
“Kâsem taşıyor” ifadesi Grekçede metusko sözcüğüyle karşılanmış. Hiç kimse bunu ‘sarhoş olmak’ şeklinde tercüme etmiyor. Bir diğer örnek de, Mezmur 65:10 ayetinde “Yarıkları bolca sular[sın]” ifadesindeki ‘sularsın’ fiili, metusko ile ifade edilmiştir. Yeremya 31:14 ayetinde şunları okuyoruz:
“Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, halkım iyiliklerimle doyacak” diyor RAB.
“Doyuracağım” olarak çevrilen sözcük ‘metuso’dur. Bu bağlamda sarhoşluk anlamına gelmez.
Yuhanna 2:10 ayeti pek çok İngilizce tercümede sanki insanlar sarhoşmuşlar gibi anlaşılsa da, Türkçe Kutsal Kitap metusko’yu doğru çevirmiş. “Çok içildikten sonra” doğru.
Dolayısıyla, 1. Korintliler 11:21 ayetindeki metuo sözcüğü ‘doymuş’ veya ‘tok’ olarak çevrilmelidir. Korint’teki zenginler doyana kadar yiyorlardı, fakirler ise aç kalıyorlardı.
Efesliler 5:18: Şarapla sarhoş olmayın.
Şarapla sarhoş olmayın, bu sizi sefahate götürür. Bunun yerine Ruh’la dolun (Efesliler 5:18).
Bazıları bu ayeti ölçülü alkol kullanımını haklı göstermek için kullanmaktadır. İddialarına göre, Pavlus alkol kullanımını yasaklamak istemiyordu, yoksa “Şarap tüketmeyin” derdi. Ancak oinos sözcüğü hem şarap hem de üzüm suyu anlamına geldiğinden, böyle deseydi üzüm suyunu da yasaklamış olurdu. Gözlemlediğimiz bir diğer konu da, Pavlus şarapla sarhoş olmayı Ruh’la dolu olmaya tezat olarak belirtiyor. Ölçülü bir şekilde, veya birazcık Ruh’la dolu olmayı önermiyor. Aynı şekilde, az miktarda şarabı da onaylamıyor. İfadesinde vurguladığı nokta bu değil. Ele alınan konu, eylemin kaynağı. Şarabı Ruh’la kıyaslıyor. “Bu sizi sefahate götürür” ifadesindeki “bu” nedir? Şarabın kendisinden mi, yoksa sarhoş olma durumundan mı söz ediliyor? Dilbilgisi bakımından her ikisi de olabilir. Ancak Pavlus burada sefahat (ahlaksızlık) ihtiva eden şeyin şarabın kendisi olduğunu söylüyor olabilir. Kutsal Kitap öğretisinin geri kalanıyla tutarlılık gözetildiğinde, Pavlus’un ölçülü alkol tüketimini onaylamadığı açık bir şekilde görülüyor.
1. Timoteos 5:23: Artık yalnızca su içme, ama miden... için biraz şarap kullan.
Alkol tüketiminin savunucuları, buna ruhsat olarak sıklıkla Pavlus’un genç bir din görevlisi olan Timoteos’a tavsiyesini ileri sürmekteler.
Artık yalnız su içmekten vazgeç; miden ve sık sık baş gösteren rahatsızlıkların için biraz da şarap iç (1. Timoteos 5:23).
Bazıları şarabın kendisinde yanlışlık olmadığını, yoksa Pavlus’un Timoteos’a böyle bir tavsiyede bulunmayacağını ileri sürüyor.
Öncelikle, Pavlus genel olarak imanlılara zevk için serbestçe şarap içmelerini tavsiye etmiyor, fakat bizzat Timoteos’un ilaç olarak ‘biraz’ şarap kullanmasını söylüyor. Buradaki Grekçe sözcük ‘içmek’ değil, ‘kullanmak’ anlamına geliyor. Bu tercümeyi Kutsal İncil[3] adlı Yeni Ahit çevirisinde buluyoruz. ‘Kullanmak’ sözcüğü "şarabın" içecek olarak değil, ilaç olarak kullanılmasına vurgu yapıyor. Eski dünyada bir ölçü üzüm suyunu iki, üç, beş veya daha fazla ölçek suyla karıştırmak yaygın bir uygulamaydı. O günlerde üzüm suyunun nasıl saklandığını hatırlayın: kaynatılarak yoğun kıvamlı bir şerbete (pekmeze) dönüştürülüyordu. Üzüm suyu içmek istedikleri zaman yalnızca su katıyorlardı. Şimdi bahsedilen "şarabın" alkollü mü yoksa alkolsüz mü olduğunu görelim.
Okuyucular çoğunlukla bu ayetteki "şarabın" alkollü olduğunu varsayıyor. Daha önce görmüş olduğumuz gibi, oinos şarap ya da üzüm suyu anlamına gelebilir. Hangisiydi? İlk olarak, kutsal yazının diğer kısımlarıyla (örneğin Özdeyişler 20:1) tutarlılığı sürdürmek istiyorsak, Pavlus’un üzüm suyundan bahsediyor olması mantıklı gelir. Timoteos genç bir din görevlisiydi ve Pavlus ona kilise önderlerinin atanması konusunda tavsiyeler veriyordu:
İşte güvenilir söz: Bir kimse gözetmen olmayı gönülden istiyorsa, iyi bir görev arzu etmiş olur. Ancak gözetmen ayıplanacak bir yanı olmayan, tek karılı, ölçülü, sağduyulu, saygın, konuksever, öğretmeye yetenekli biri olmalı. Şarap düşkünü, zorba olmamalı; uysal, kavgadan ve para sevgisinden uzak olmalı. Evini iyi yönetmeli, çocuklarına söz dinletmeli, her yönden saygılı olmalarını sağlamalı. Kendi evini yönetmesini bilmeyen, Tanrı’nın topluluğunu nasıl kayırabilir? (1 Timoteos 3:1–5).
Şarap içen bir din görevlisi Pavlus’un tavsiyesinin aksine hareket etmiş ve başkalarına kötü örnek olmuş olurdu. Tabii ki Pavlus’un burada şaraptan değil üzüm suyundan bahsettiğini anlamak için başka nedenler de var.
Kadim zamanlardan kalan bazı yazılı kayıtlar, suyla karıştırılmış üzüm suyunun mide rahatsızlıklarına çare olarak kullanıldığını gösteriyor. Bacchiocchi yazar Athenaeus’tan alıntı yaparak, M.S. 280 yılında şöyle dediğini bildiriyor: “Kişi, ya suyla karıştırılmış ya da ısıtılmış olarak üzüm suyu (glukon oinon) alsın, bilhassa protropos adı verilen türünden. Tatlı alkolsüz glukus, mideye iyi gelir, ve üzüm suyu ağırlık vermez, uyku bastırmaz.”[4] Protropos sözcüğü mayalanmamış üzüm suyuna verilen Latince bir isimdi. ‘Alkolsüz’ sözcüğü, tatlı ve mayalanmamış bir üzüm suyu türü olan effoeminatum’dan tercüme edilmişti.
Pavlus neden ‘artık yalnızca su içme’ ifadesini kullandı? Belki Timoteos, Eski Ahit zamanındaki rahipler ve Nezîrler (adanmış kişiler, bkz. Çölde Sayım 6) gibi, hem mayalı hem de mayalanmamış üzüm suyundan kaçınıyordu. Hatta bunu ona bizzat Pavlus önermiş olabilir. Bir kilise önderi geçmişin rahiplerinden daha mı az pak olmalıdır? Timoteos muhtemelen yalnızca su içiyordu. Ancak burada, 1. Timoteos 5:22 ve 23 ayetlerinde, Timoteos’a pak kalması için halen tavsiyelerde bulunurken, Pavlus ona mide rahatsızlıkları için kendisini su içmekle sınırlamaması gerektiğini söyledi. Başka bir deyişle, su ve üzüm suyu karışımı midesine faydalı olacaktı.
Birinin üzerine ellerini koymakta aceleci davranma, başkalarının günahlarına ortak olma. Kendini temiz tut. Artık yalnız su içmekten vazgeç; miden ve sık sık baş gösteren rahatsızlıkların için biraz da şarap iç (1. Timoteos 5:22–23).
Sonuç olarak, burada Pavlus kutsal yazının tanıklığına aykırı gidip alkollü içkileri imanlılar için tasvip ediyor değildi. O, tıpkı eski zaman rahipleri gibi her konuda yüksek bir paklık standardını korumak amacıyla muhtemelen yalnızca su içen, son derece bilinçli genç bir din görevlisine tavsiyede bulunuyordu. Pavlus suyla birlikte biraz da üzüm suyu içerse, belli bir hastalık için iyi bir ilaç olacağını belirtti.
1. Timoteos 3:8: Aynı şekilde kilise görevlileri... şarap tutkunu... kişiler değil, ağırbaşlı kişiler olmalı.
Bazı Hristiyanlar bu ayete atıfta bulunarak, ara sıra şarap içmenin uygun olduğunu söylüyorlar. Pavlus’un kilise görevlilerinin (diyakonların) şarap içmemesi gerektiğini söylemek istese, ‘şarap tutkunu [olmayan]’ değil, kısaca ‘şarap içmeyen’ diyeceğini ileri sürüyorlar. Sorunun bizzat şarap içmek değil, içilen şarabın miktarı olduğunu iddia ediyorlar. Bunun geçerliliği var mı?
Kutsal Kitap şarabın kendisi hakkında ne diyor?
Şarabın kızıl rengine, kadehte ışımasına, boğazdan aşağı süzülüvermesine bakma. Sonunda yılan gibi ısırır, engerek gibi sokar. Gözlerin garip şeyler görür, aklından ahlaksızlıklar geçer (Süleyman’ın Özdeyişleri 23:31–33).
Kutsal Kitap imanlılara şaraba bakmayın bile derken, neden bunu tersine çevirip bir miktar içebilirsiniz desin? Özdeyişler’deki bu ayetler, mayalı şarabın tüketildiği miktarda değil, özünde bir sorun olduğunu gösteriyor.
1. Timoteos 3:8 ayeti kilise önderlerinin ve eşlerinin niteliklerinden, ayrıca kilise görevlilerinin (diyakonların) ve onların eşlerinin niteliklerinden söz eden geniş bir bölümün parçası. Bölümü geniş bağlamında ele alırsak ve kullanılan kavramları incelersek tam anlamını kavrayabiliriz.
Kutsal Kitap, 1. Timoteos 3:2 ayetinde kilise önderinin ‘ölçülü’ olması gerektiğini söylüyor. Kutsal İncil tercümesinde derkenarda ‘ayık’ notu var. Şöyle soralım: “Orijinal Grekçe sözcük ne anlama geliyor?”
Grekçe sözcük, nefo kök fiilinden türeyen nefalios sıfatı. Bazı kökenbilimciler fiilin olumsuzluk öneki ‘ne’ ile ‘içmek’ anlamındaki ‘pino’ sözcüğünün birleşiminden türediğini, dolayısıyla kelime anlamıyla ‘içmemek’ olduğunu düşünüyorlar. Diğerleri sözcüğün kökeninin olumsuzluk öneki ‘ne’ ile poinos (‘şarap’ anlamında oinos) sözcükleri olduğunu, yani kelime anlamıyla ‘şarap olmadan’ (şarapsız) demek olduğunu düşünüyorlar. Bu yazıda en çok alıntı yapılan “Kutsal Kitap” adlı tercümede, sözcük her seferinde kelime anlamıyla ‘ayık olmak’ (1. Selanikliler 5:6, 8; 2. Timoteos 4:5; 1. Petrus 1:13; 4:7; 5:8) olarak çevrilmiş. Yani, fiilin birincil anlamı ‘içmemek’ ya da ‘şarapsız olmak.’ Nefalios sıfatı ne anlama geliyor?
Klasik Grek edebiyatında nefalios sözcüğünün ‘şaraptan kaçınma’ anlamına geldiği çeşitli örnekler var. Bu sözcük Helenistik dönemde (Yeni Ahit zamanı) bu şekilde kullanılıyor muydu? Yukarıda sıralanan ayetleri yazan Petrus ile Pavlus’un çağdaşı olan Yosefus, Yahudilerin Kadim Tarihi adlı bir eser yazmıştı. Şöyle yazıyor: “Rahiplik elbiselerini giyenler lekesizdir, paklıkları ve ayıklıkları [nefalioi] ile göze çarparlar, o giysileri giydikleri sürece şarap içmelerine izin verilmez.”[5] Yosefus sözcüğü net bir şekilde “hiç şarap içmeme” anlamında kullanmıştır.
Philon da Petrus ile Pavlus’un çağdaşı bir yazardı. Rahibin nefalios olarak (yani şaraptan tamamen kaçınarak) hizmet etmesi gerektiğini yazdı. Nefalios sözcüğü sıklıkla şarap olmadan sunulan bir sunuyu tanımlamak için kullanılmıştır.
Nefalios sözcüğünün asıl anlamı ‘hiç şarap içmemek’tir. İkinci bir anlamı, mecazi olarak ‘zihinsel ayıklık’ olabilir. Fakat ikinci kullanımda fiziksel ayıklık gerekliliğini ortadan kaldırmaz, zira içkiden kaçınmak zihinsel ayıklığın öncelikli şartıdır.
Yukarıda alıntı yapılan, Petrus ile Pavlus’un nefo sözcüğünü kullandıkları ayetlerde, Rabb’in ikinci gelişine hazırlananların ayık olmaları (yani alkollü içki içmemeleri) gerektiğini görüyoruz. Bu doğal anlam ve sözcük anlamıdır. Öyleyse kiliselerin önderleri için böyle bir zorunluluk görmemiz şaşırtıcı değil. Bu öğüt ayrıca 1. Timoteos 3:11 ayetinde kilise görevlilerinin eşleri için de kullanılıyor, onların da nefalios olmaları gerek. Kutsal Kitap’ın kilise önderlerine ve hizmetkârların eşlerine şaraptan tamamen kaçınmaları talimatını verirken, hizmetkârların şarabı ‘ölçülü’ olarak kullanabileceklerini söylemesi tuhaf olmaz mıydı? Kesinlikle!
Bir Kutsal Kitap yazarının bir şeyin aşırısını yasaklarken (örneğin, şarap düşkünü olmayan derken), bunu ölçülü olarak yapabileceğimizi varsaymak yanlıştır. 1. Petrus 4:4 ayetinde şöyle yazılmıştır:
İnanmayanlar, kendinizi onlarla birlikte aynı sefahat seline atmamanızı yadırgıyor, size sövüyorlar.
Petrus sizin onlarla birlikte sefahat içinde bulunmanızın, bunun bir sel olmadığı müddetçe uygun olduğunu mu söylüyor? Az miktarda sefahat Allah nazarında hoş görülebilir mi?
Bazı Grekçe sözlükler neden nefalios sözcüğünü şarabı ölçülü kullanmak olarak tanımlıyor? Deliller sözcüğün tamamen kaçınmak olarak anlaşılması gerektiğini gösterdiğinden, bu iyi bir soru. Kiliseler neden alkollü içki içmeyi buna eşlik eden bütün kötülüklerle birlikte savunmak için bu kadar çaba harcıyor? İsa’nın pek yakındaki dönüşünü bekleyen imanlıların Yuhanna’nın sözlerini yerine getirmeleri gerekmez mi?
Sevgili kardeşlerim, daha şimdiden Tanrı’nın çocuklarıyız, ama ne olacağımız henüz bize gösterilmedi. Ancak, Mesih göründüğü zaman O’na benzer olacağımızı biliyoruz. Çünkü O’nu olduğu gibi göreceğiz. Mesih’te bu umuda sahip olan, Mesih pak olduğu gibi kendini pak kılar (1. Yuhanna 3:2–3).
Kutsal Kitap alkole karşı tutumunda tutarlıdır. Onu içmememiz gerektiğini söyler. İsa’nın ikinci gelişini ümitle bekliyor musunuz? Pak olmak istiyor musunuz? Öyleyse ne yapmalısınız?
1. Timoteos 3:2 ayetinde Pavlus nefalios sözcüğünün mecazi anlamını (yani, ‘uyanık, kararlı, ciddi olun’) kastetmiş olabilir mi? Mümkün, fakat yüksek ihtimal değil. Listedeki bir sonraki sözcüğün özdenetim sahibi ve makul anlamına gelen sofron olması, nefalios sözcüğünün tamamen kaçınan şeklinde yorumlanmasına destek veriyor. Bunun nedeni alkolden kaçınmanın makul olmak için temel şart olması.
Bazı kişiler Pavlus’un 1. Timoteos 3:2 ayetinde nefalios sözcüğünün ‘tamamen kaçınan’ anlamına gelmesini kastetmiş olsaydı 3. ayette ‘şarap düşkünü olmayan’ ifadelerini eklemeyeceğini ileri sürüyorlar. Bunun çok basit bir açıklaması var.
Grekçe me paroinos ifadesi sözcük anlamıyla ‘şarap yakınında değil,’ yani şarabın tüketildiği yerde olmayan anlamına gelir. Bu tavsiye şu şekilde tercüme edilebilir: Barlara, içkili partilere gitmeyen biri.
Sonuç olarak, kilise görevlileri için verilen ‘şarap düşkünü olmayın’ tavsiyesinin mübalağa olduğunu ve görevlilerin ‘az şarap meraklısı’ olabileceği anlamına gelmediğini anlıyoruz.
Yasanın Tekrarı 14:26: Şarap ve sert içki.
Allah Eski Ahit’te İsrail’e hasat mevsiminde ürünlerinin onda birini tapınağa getirerek Allah’ın lütfunu anmalarını bildirdi. Orada bulundukları zaman, diğer imanlılarla birlikte hasadın iyi ürününü yiyip içeceklerdi. Bu ondalık Levilileri desteklemek için kullanılan ondalığa ek, ikinci bir ondalıktı.
“Her yıl tarlalarınızda yetişen ürünlerin ondalığını bir yana ayıracaksınız. Tahılınızın, yeni şarabınızın [tiroş = üzüm suyu], zeytinyağınızın ondalığını, sığırlarınızın ve davarlarınızın ilk doğanlarını, Tanrınız RAB’bin adını yerleştirmek için seçeceği yerde O’nun önünde yiyeceksiniz. Bunu yapın ki, her zaman O’ndan korkmayı öğrenesiniz” (Yasanın Tekrarı 14:22–23).
Tapınaktan uzakta yaşayanların ondalıklarını getirmesi daha zor olduğundan, onlar için kolaylık sağlanmıştı. Ondalıklarını satarak parayı Yeruşalim’e getirmelerine ve kutlama yapmak için yiyecek ve içecek almalarına izin veriliyordu.
“Tanrınız RAB’bin adını yerleştirmek için seçeceği yer uzaksa, yol Tanrınız RAB’bin size verimli kıldığı ürünlerin ondalığını oraya taşıyamayacak kadar uzunsa, ondalığınızı gümüşe çevirin. Gümüşü alıp Tanrınız RAB’bin seçeceği yere gidin. Gümüşü dilediğiniz şekilde kullanın: Sığır, davar, şarap [yayin], içki [şekar] ya da canınızın istediği başka bir şey alın. Siz ve aileniz orada, Tanrınız RAB’bin önünde yiyecek ve sevineceksiniz” (Yasanın Tekrarı 14:24–26).
Pek çok İngilizce tercümede ve Türkçe Kutsal Kitap tercümesinde şekar sözcüğünün içki olarak çevrildiğini görüyoruz. Bazıları Allah’ın iyiliğini kutlarken alkollü içki içmeye Allah’ın izin verdiğini düşünüyor. Birkaç nedenden ötürü bu doğru görünmüyor.
Öncelikle, Allah’ın alkole karşı tavrı hakkında görmüş olduğumuz her şeyle çelişiyor. Allah neden buna kutsal bir kutlamada izin versin? İkinci olarak, Allah’ın tapınağın yakınlarında yaşayan kişileri üzüm suyu (tiroş) içmeye zorlaması, fakat uzaktan gelenlerin alkollü içki almalarına izin vermesi tuhaf görünüyor! Kutsal Kitap tutarlı ise, görünürdeki bu uyumsuzluğu nasıl çözebiliriz?
İbranice şekar sözcüğünün kutsal yazıda çoğunlukla alkol anlamında kullanıldığı doğrudur. Peki bu tek anlamı mı? Hayır. Şekar hurma veya baldan yapılan tatlı bir içeceğin adı da olabilir. Aramice, Süryanice ve Arapçada hurma şarabını belirten sözcükler, şekar sözcüğüyle eş asıllı (aynı kökten gelen benzer sözcükler). Bu hurma şarabı alkollü müydü? Muhtemelen, fakat hangisinden bahsedildiğini bağlam belirleyecektir. Bu bağlamda şekar sözcüğünün tatlı ve alkolsüz bir içeceği ifade etmesi mantıklıdır. İngilizce sugar [şeker] ve cider [elma şırası] sözcüklerinin kökeni bu İbranice sözcüğe dayandırılabilir. Türkçedeki şeker tabii ki alkol gibi acı değil, tatlı bir kavramı ifade ediyor.
Aynı tercüme sorunu Yeşaya 24:9 ayetinde de var.
Yeni şarabın sonu geldi, asmalar soldu, bir zamanlar sevinçli olanların hepsi inliyor. Tefin coşkun sesi kesildi, eğlenenlerin gürültüsü durdu, lirin coşkun sesi kesildi. Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, içkinin [şekar] tadı içene acı geliyor (Isaiah 24:7-9).
İçki zaten acıdır. Peygamber bunu neden belirtsin? Ancak buradaki şekar sözcüğünün tatlı bir içecek olduğunu düşünürsek, ağıt o zaman anlam kazanır. Istıraptan ötürü insanlar üzüm suyunu ezgi eşliğinde içmeyecekler. Aynı bağlamda, tatlı içecek [şekar] bile onu içene acı geliyor.
Süleyman’ın Özdeyişleri 31:6: Sert içki verin...
Ayetler aşağıdaki şekilde:
İçkiyi çaresize, şarabı kaygı çekene verin. İçsin ki yoksulluğunu unutsun, artık sefaletini anmasın (Süleyman’ın Özdeyişleri 31:6–7).
Burada Kutsal Kitap kendisiyle çelişerek, kederli olanlara alkollü içki mi tavsiye ediyor? Metnin bağlamı bunun tam tersine işaret ediyor. Hemen önceki iki ayet şöyle:
Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz. Çünkü içince kuralları unutur, mazlumun hakkını yerler (Süleyman’ın Özdeyişleri 31:4–5).
Metinler bir karşıtlık ortaya koyuyor. Karar alıcılar için alkollü içki içmek uygun değildir. İsa’ya iman edenler karar alıcılar mıdır?
Ama siz seçilmiş soy, Kral’ın kâhinleri, kutsal ulus, Tanrı’nın öz halkısınız. Sizi karanlıktan şaşılası ışığına çağıran Tanrı’nın erdemlerini duyurmak için seçildiniz (1. Petrus 2:9).
Alkollü içkiler kimin için uygundur? Kutsal Kitap metni ironik bir zıtlığı gösteriyor olabilir. Birilerine iyi geliyorsa, bu ölmekte olanlardır. Ayrıca alkolün ölmekte olduğu için dayanılmaz bir acı içinde olan kişinin acısını hafifletmek için kullanılabileceğini belirtiyor da olabilir. Alkolün, bilhassa başka bir alternatif bulunmadığında, tıbbi olarak kullanımını kötülemiyoruz. Ancak ilginç bir şekilde, İsa çarmıha gerilirken kendisine şarap verildiğinde bunu geri çevirdi (Markos 15:23). Ne var ki, sirkeyi kabul etti (Yuhanna 19:29, 30).
Dolayısıyla, Özdeyişler 31:6 ayetinde alkollü içki kullanılmasına dair bir tavsiye görmüyoruz.
Genel Sonuç
Kutsal Kitap tutarlıdır. Alkollü içkilerin imanlılar için uygunsuz olduğunu gösterir. Hristiyan toplumunun alkol kullanımını inatla savunuşunu görmek hayret verici. Bunun akademisyenlere ve tercümanlara dahi uzandığını görüyoruz. Paklık arayışında olan ve Mesih’in ikinci gelişine hazır olmak isteyenler bunu sosyal bir içecek olarak kullanmayı bırakacaklardır. Tüm şeylerde kutsallık örneği olmaya çalışacaklardır.
[1] Robert P. Teachout, "The Use of 'Wine' in the Old Testament" [Eski Ahit'teki "Şarap" Kelimesinin Kullanımı] (PhD dissertation, Dallas Theological Seminary, 1979). Samuele Bacchiocchi, Wine in the Bible [Kutsal Kitap'taki Şarap] (Berrien Springs, 2004).
[2] Bkz. Bacchiocchi S. 125.
[3] Kutsal İncil, Lütuf Yayıncılık, İstanbul.
[4] Samuele Bacchiochi, Wine in the Bible, Berrien Springs 2006, p. 244. Yaptığı alıntı: Athenaeus, Banquet 2, 24.
[5] Josephus, Antiquities of the Jews [Kadim Yahudilerin Tarihi] 3, 12, 2, tercüme William Whiston, Josephus – Complete Works [Josephus – Bütün Eserleri] (Grand Rapids, 1974), p. 81.
Hristiyanların alkolü savunmak için ileri sürdükleri Kutsal Kitap ayetlerine bakarsak, bu ayetlerin çevirilerinde, yorumlanmasında ve anlaşılmasında ciddi sorunlar olduğu hemen ortaya çıkacaktır. Aşağıda yazılanlar kapsamlı olmaktan çok uzaktır, ancak okuyucu için temel meselelerin altını çizecektir.
Kutsal Kitap’ta alkol kullanımını tasvip etmeyen pek çok bölüm vardır (Levililer 10:8–11; Hakimler 13:3, 4; Süleyman’ın Özdeyişleri 31:4, 5; 23:31–33; 20:1; 1. Timoteos 3:2, 3). Aynı zamanda şarabın Allah’tan gelen bir bereket olduğunu ve tadı çıkarılması gerektiğini gösteren ayetler de var (Yaratılış 27:28; 49:10–12; Mezmur 104:14, 15; Yeşaya 55:1; Amos 9:13; Yuhanna 2:10–11). Kutsal Kitap bir şeyi nasıl hem kınayıp hem de onaylayabilir? Kutsal yazıların tümünün Kutsal Ruh tarafından ilham edildiğine inanıyorsak (2. Timoteos 3:16) kutsal yazının öğretisinde hiçbir çelişki olmamalıdır. Bu belirgin uyumsuzluğu nasıl açıklayabiliriz? Yanıt, Kutsal Kitap kavramlarının ve bunların tercümelerinin yanlış anlaşılmasında yatıyor.
Örneğin çağdaş İngilizcede ‘wine’ (şarap) sözcüğü her zaman mayalı meyve suyunu ifade eder. Pek çok çağdaş sözlük yalnızca bu çağdaş tercümeyi yansıtacaktır. Fakat daha eski İngilizce sözlükler bir zamanlar İngilizcedeki ‘wine’ sözcüğünün ya mayalı şarap ya da mayalanmamış üzüm suyu anlamına gelebildiğini gösteriyor. İngilizce açısından bu durum Kutsal Kitap’ın ünlü Kral James Çevirisi 17. yüzyılda tercüme edildiğinde de geçerliydi. Dolayısıyla Kutsal Kitap ayetleri mayalanmamış üzüm suyundan da mayalı şaraptan da bahsetse, tercümanlar bunu İngilizceye tercüme etmek için yalnızca ‘wine’ sözcüğünü kullandılar. Ne var ki, sözcüğün anlamı zamanla değişti. Öyleyse, Kutsal Kitap’ın Kral James Çevirisi’ni okuyan çağdaş okuyucular, zihinlerinde ‘wine’ sözcüğünün çağdaş tanımı olduğundan, doğal olarak Kutsal Kitap’ın her zaman mayalı şaraptan bahsediyor olduğunu düşünebilirler. Bu bir yanılgıdır.
Bu durum Kutsal Kitap’ın orijinal dilleri olan İbranice (Eski Ahit) ve Grekçede (Yeni Ahit) mevcuttu. İbranice yazan peygamberler mayalanmamış üzüm suyunu belirtmek için tiroş sözcüğünü kullanabilirlerdi. Hem mayalı şarabı hem de mayalanmamış üzüm suyunu ifade eden yayin sözcüğünü de kullanabilirlerdi. Okuyucu hangi yorumun doğru olduğunu nasıl anlayabilir? Yalnızca bağlamdan.
Aynı durum eski Yunancada da mevcut. Bir yazar mayalanmamış üzüm suyu anlamında gleukos sözcüğünü tercih edebilir ya da hem mayalı şarabı hem de mayalanmamış üzüm suyunu belirten oinos sözcüğünü kullanabilirdi. Okuyucu hangisinin hangisi olduğunu nasıl anlayabilir? Tekrar, bunu bağlamdan anlayabiliriz.
Bu çağdaş okuyucu için epey güç olabilir, zira pek çok çağdaş dilde hem üzüm suyu hem de mayalı şarap için kesin ifadeler mevcut. Her ikisi için tek bir sözcük kullanılmıyor. Ne var ki, kadim Arapça öğrenmiş olan bir kimse sözcüklerin çoğunlukla pek çok anlamları olduğunu bilir ve bunları içinde yazılmış oldukları bağlamdan anlar.
Önde gelen pek çok Kutsal Kitap uzmanı ve Kutsal Kitap sözlüğü dahi, Kutsal Kitap’ta tek bir tür şaraptan bahsedildiği görüşünü ortaya koyuyor: mayalı şarap. Dolayısıyla ortalama Kutsal Kitap okuyucusunun bu konuda kafasının karışması anlaşılabilir bir durum. Okuyucu Kutsal Kitap’taki yayin (İbranice) ve oinos (Grekçe) sözcüklerinin hem mayalanmamış üzüm suyu hem de mayalı şarap anlamlarına geldiklerini ortaya koyan araştırmaları incelemek isterse, kendisine bu konuda yazılmış olan Dallas İlahiyat Akademisi’nden Robert Teachout’un doktora tezini ve Samuel Bacchiocchi’nin kitabını öneririz.[1]
Bu konudaki karışıklık, yayin ve oinos sözcüklerinin her zaman ‘şarap’ sözcüğüyle karşılandığı Türkçe tercümede de mevcut. Kutsal Kitap’ın alkollü içkilerin tüketimini ahlaki olarak yanlış gördüğüne inanıyoruz. Şaraptan olumlu söz eden bölümler mayalanmamış üzüm suyundan bahsetmektedir. Şaraptan olumsuz olarak söz eden bölümler mayalı şaraptan bahsetmektedir. Böylelikle, Kutsal Kitap kendi içinde çelişmez ve imanlıları yüksek bir ahlaki davranış standardına tabi tutar.
Aşağıda, sıklıkla tartışılan bölümlerden birkaçına yorum yapacağız, ancak bunlar çok kısa olacak.
Yuhanna 2:1–11 Kana’daki Düğün
Pek çok mucizenin ilki olarak, İsa Kana’daki düğün şöleninde suyu "şaraba" çevirdi. Pek çok kişi, eskiden üzüm suyunun nasıl korunması gerektiği bilinmediğinden düğün davetlilerinin mayalı şarap içtiğini varsayıyor. Bu düşünce doğru olmaktan çok uzak. Bunun nasıl yapılacağı biliniyordu. Sizce pekmezi kimden aldık? Bazıları da üzüm suyunun doğal olarak şaraba dönüştüğünü sanıyor. Fakat bu da doğru değil. Üzüm suyu çok hassas koşullarda korunmadığında ekşir ve içilemez hale gelir. Eskilerin mayalı şarabı içilebilir bir halde saklaması, üzüm suyunu içilebilir bir halde saklayacak kadar ya da daha fazla çaba gerektiriyordu. Eskiler üzüm suyunu bir yıla kadar, hatta bazen daha uzun süre içilebilir halde saklamayı biliyorlardı! [2]
Düğündeki davetliler bazılarının ileri sürdüğü gibi hâlihazırda bol miktarda mayalı şarap içmiş olsalardı ve İsa mucizevi olarak 450 ile 600 litre arası daha da kaliteli şarap üretmiş olsaydı, bu İsa’nın ahlaki karakteri hakkında ne gösterirdi? İsa hayatında paktı, hiçbir günah işlemedi ve diğerlerine kutsal yazılara saygı göstermelerini öğretti. Sarhoş oldukları varsayılan insanlara daha da fazla şarap vererek sarhoşluğu tasvip etmiş olması düşünülebilir mi? Bu uygunsuz olurdu. Doğru açıklama, buradaki oinos sözcüğünün mayalanmamış üzüm suyunu belirtiyor olmasıdır.
Matta 26:20–29; Markos 14:17–25; Luka 22:14–20: Rabb’in Sofrası
Bu bölümlerde ‘şarap’ sözcüğü geçmiyor, bunun yerine ‘asmanın ürünü’ ifadesi yer alıyor. Birinci yüzyılda yaşayan tarihçi Yosefus (Josephus) aynı ifadeyi mayalanmamış üzüm suyu anlamında kullanıyor.
Ayrıca, İsa Rabb’in Sofrası ibadetini Fısıh yemeği sırasında tesis etti, bu yemekte hiçbir tür mayaya izin verilmiyordu. Fısıh sofrasındaki üzüm suyu mayalanmış şarap olamaz, zira bu İsa’nın pak ve lekesiz kanının uygun bir simgesi olamazdı!
Elçilerin İşleri 2:13: Pentikost Günü
İsa’nın ölümünden ve dirilişinden elli gün sonra, öğrencileri O’nun kendilerine vaat etmiş olduğu Kutsal Ruh’un gücünü aldılar. Pentikost zamanıydı ve Yeruşalim dünyanın dört bir yanından hacılarla doluydu. Birdenbire öğrenciler bilmedikleri dilleri konuşmaya başlayarak, İsa’nın ölümden dirilişini duyurdular. Sıradan Celilelilerin yabancı diller konuştuklarını duymak hacıları hayrete düşürdü! Ancak bazıları bunun Allah’tan bir mucize olduğunu kabul etmeyerek, öğrencilerle alay ettiler.
Başkalarıysa, “Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış” diye alay ettiler (Elçilerin İşleri 2:13).
Petrus alay edenlere karşı çıkarak şöyle dedi:
“Bu adamlar, sandığınız gibi sarhoş değiller. Saat daha sabahın dokuzu!” (Elçilerin İşleri 2:15).
Günümüzde bazı Hristiyanlar, alkol kullanımını savunmak için, bu ayetlerde ilk Hristiyan kilisesinde mayalı şarap içildiğinin belirtildiğini söylüyorlar. Alay edenlerin, öğrencileri başka durumlarda mayalı şarap içerken görmüş olmasalar, onlarla çekişemeyeceklerini ileri sürüyorlar. Burada belirtilen ‘yeni şarap’ın mayalı şarap olduğunu varsayıyorlar. Dahası, Petrus’un suçlamalara yanıt vermek için öğrencilerin alkolden kaçındıklarını değil, yalnızca saatin içmek için çok erken olduğunu söylediğini iddia ediyorlar.
Alaycılar suçlamada bulunmak için bir olguya dayanma ihtiyacı duymazlar. Öyleyse alaycıların daha önce öğrencileri içerken gördükleri fikri savunulamayacak bir varsayımdan öte değil. ‘Taze şarap’ olarak tercüme edilen sözcük, üzüm suyu anlamına gelen gleukos. Petrus’un yanıtı, saatin içmek için çok erken olması, yalnızca alaycıların kolaylıkla anlayabileceği bir şeydi. Petrus “Biz içki içmeyiz, dolayısıyla sarhoş olmamız mümkün değildir” deseydi, alaycılar rahatlıkla “Gizli gizli içiyorsunuz” diye karşılık verebilirlerdi. Diğer bir ihtimal de, alaycılar gleukos sözcüğünü kullandıklarından, Petrus “Biz içmiyoruz” diyemezdi. Deseydi, öğrencilerin üzüm suyu içmediği anlamına gelirdi, tabii ki bu doğru olmazdı.
Alay edenler öğrencileri mayalı şaraptan sarhoş olmalarıyla suçlamak istedilerse, neden oinos yerine gleukos sözcüğünü kullandılar? Muhtemelen öğrencilerin yeme içme konusunda ölçülü oldukları biliniyordu ve alay edenler esasen “Bakın, alkole el bile sürmeyen bu adamlar üzüm suyundan sarhoş olmuşlar!” diyorlardı.
1. Korintliler 11:21: Korint’te Rabb’in Sofrası’nda.
Birinci ve İkinci Korintliler, Elçi Pavlus’un Yunanistan’daki Korint kentinde bulunan imanlılara yazdığı mektuplardı. Bu mektuplardan imanlıların birtakım sıkıntılar yaşadıkları ve elçi Pavlus’tan tavsiye istedikleri anlaşılıyor. Meselelerden biri Rabb’in Sofrası kutlaması sırasında ortaya çıkmıştı. Bu, imanlıların İsa’nın kurban olarak ölümünü anmak üzere hep birlikte mayasız ekmek yiyip üzüm suyu içtikleri zamandır. Rabb’in Sofrası Korint’te ortak bir yemek havasında kutlanıyor, herkes diğerleriyle paylaşmak üzere yiyecekler getiriyordu. En azından, olması gereken buydu.
Anlaşılan bazıları yiyeceklerini başkalarıyla paylaşmak istemiyor, bunun sonucunda da zenginler çok yerken fakirler azla yetiniyorlardı. Paylaşma eksikliği sofranın amacına ve ruhuna aykırıydı. Bu bağlamda Pavlus şunları yazdı:
Her biriniz ötekini beklemeden kendi yemeğini yiyor. Kimi aç kalıyor, kimi sarhoş oluyor (1. Korintliler 11:21).
Bu kutsal yazı bölümü bazılarının sarhoş olduğunu bildiriyor. Bazı Hristiyanlar bu sofralarda alkollü içkilerin yaygın olduğuna, bunun normal olduğuna inanıyor. Bu doğru mu? Öncelikle, Korintliler hata içindeydiler ve Pavlus onların yanlışını düzeltiyordu. Bu nedenle Korintliler alkollü içki içiyor olsaydı bile, bu alkol kullanımının iyi ve imanlılar açısından normal olduğunu göstermez. Pavlus Korintlilerin davranışını kınıyor. Ancak bu bölümün daha iyi bir açıklaması var.
Grekçe metuo ve metusko fiilleri sarhoş olmak anlamına gelebilir. Ancak doymak anlamına da gelebilirler. Burada metuo sözcüğü aç sözcüğüne tezat olarak kullanılmış. Tercüme şöyle olacaktı: “Her biriniz ötekini beklemeden kendi yemeğini yiyor. Kimi aç kalıyor, kimi ise iyice doyuyor.” Kutsal Kitap çevirisinin tercümanları metuso sözcüğünü ‘sarhoş’ olarak çevirmeyi tercih etmişler. Tercümanlar yalnızca Grekçe sözlükleri kaynak aldılarsa, bunu neden bu şekilde yaptıkları anlaşılabilir.
Bazı Grekçe sözlüklere bakarsanız bu iki sözcüğün, metuo ile metusko’nun yalnızca sarhoş olmak olarak tanımlandığını göreceksiniz. Ne yazık ki bu sözlükler tam değil, zira bu sözcüklerin belli ki başka anlamları var. Birkaç örneği inceleyelim. İbranice Eski Ahit’in M.Ö. 3. yüzyılda yapılan Grekçe tercümesi Septuaginta’da, Mezmur 23:5 ayeti aşağıdaki gibi çevrilmiş:
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, başıma yağ sürersin, kâsem taşıyor.
“Kâsem taşıyor” ifadesi Grekçede metusko sözcüğüyle karşılanmış. Hiç kimse bunu ‘sarhoş olmak’ şeklinde tercüme etmiyor. Bir diğer örnek de, Mezmur 65:10 ayetinde “Yarıkları bolca sular[sın]” ifadesindeki ‘sularsın’ fiili, metusko ile ifade edilmiştir. Yeremya 31:14 ayetinde şunları okuyoruz:
“Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, halkım iyiliklerimle doyacak” diyor RAB.
“Doyuracağım” olarak çevrilen sözcük ‘metuso’dur. Bu bağlamda sarhoşluk anlamına gelmez.
Yuhanna 2:10 ayeti pek çok İngilizce tercümede sanki insanlar sarhoşmuşlar gibi anlaşılsa da, Türkçe Kutsal Kitap metusko’yu doğru çevirmiş. “Çok içildikten sonra” doğru.
Dolayısıyla, 1. Korintliler 11:21 ayetindeki metuo sözcüğü ‘doymuş’ veya ‘tok’ olarak çevrilmelidir. Korint’teki zenginler doyana kadar yiyorlardı, fakirler ise aç kalıyorlardı.
Efesliler 5:18: Şarapla sarhoş olmayın.
Şarapla sarhoş olmayın, bu sizi sefahate götürür. Bunun yerine Ruh’la dolun (Efesliler 5:18).
Bazıları bu ayeti ölçülü alkol kullanımını haklı göstermek için kullanmaktadır. İddialarına göre, Pavlus alkol kullanımını yasaklamak istemiyordu, yoksa “Şarap tüketmeyin” derdi. Ancak oinos sözcüğü hem şarap hem de üzüm suyu anlamına geldiğinden, böyle deseydi üzüm suyunu da yasaklamış olurdu. Gözlemlediğimiz bir diğer konu da, Pavlus şarapla sarhoş olmayı Ruh’la dolu olmaya tezat olarak belirtiyor. Ölçülü bir şekilde, veya birazcık Ruh’la dolu olmayı önermiyor. Aynı şekilde, az miktarda şarabı da onaylamıyor. İfadesinde vurguladığı nokta bu değil. Ele alınan konu, eylemin kaynağı. Şarabı Ruh’la kıyaslıyor. “Bu sizi sefahate götürür” ifadesindeki “bu” nedir? Şarabın kendisinden mi, yoksa sarhoş olma durumundan mı söz ediliyor? Dilbilgisi bakımından her ikisi de olabilir. Ancak Pavlus burada sefahat (ahlaksızlık) ihtiva eden şeyin şarabın kendisi olduğunu söylüyor olabilir. Kutsal Kitap öğretisinin geri kalanıyla tutarlılık gözetildiğinde, Pavlus’un ölçülü alkol tüketimini onaylamadığı açık bir şekilde görülüyor.
1. Timoteos 5:23: Artık yalnızca su içme, ama miden... için biraz şarap kullan.
Alkol tüketiminin savunucuları, buna ruhsat olarak sıklıkla Pavlus’un genç bir din görevlisi olan Timoteos’a tavsiyesini ileri sürmekteler.
Artık yalnız su içmekten vazgeç; miden ve sık sık baş gösteren rahatsızlıkların için biraz da şarap iç (1. Timoteos 5:23).
Bazıları şarabın kendisinde yanlışlık olmadığını, yoksa Pavlus’un Timoteos’a böyle bir tavsiyede bulunmayacağını ileri sürüyor.
Öncelikle, Pavlus genel olarak imanlılara zevk için serbestçe şarap içmelerini tavsiye etmiyor, fakat bizzat Timoteos’un ilaç olarak ‘biraz’ şarap kullanmasını söylüyor. Buradaki Grekçe sözcük ‘içmek’ değil, ‘kullanmak’ anlamına geliyor. Bu tercümeyi Kutsal İncil[3] adlı Yeni Ahit çevirisinde buluyoruz. ‘Kullanmak’ sözcüğü "şarabın" içecek olarak değil, ilaç olarak kullanılmasına vurgu yapıyor. Eski dünyada bir ölçü üzüm suyunu iki, üç, beş veya daha fazla ölçek suyla karıştırmak yaygın bir uygulamaydı. O günlerde üzüm suyunun nasıl saklandığını hatırlayın: kaynatılarak yoğun kıvamlı bir şerbete (pekmeze) dönüştürülüyordu. Üzüm suyu içmek istedikleri zaman yalnızca su katıyorlardı. Şimdi bahsedilen "şarabın" alkollü mü yoksa alkolsüz mü olduğunu görelim.
Okuyucular çoğunlukla bu ayetteki "şarabın" alkollü olduğunu varsayıyor. Daha önce görmüş olduğumuz gibi, oinos şarap ya da üzüm suyu anlamına gelebilir. Hangisiydi? İlk olarak, kutsal yazının diğer kısımlarıyla (örneğin Özdeyişler 20:1) tutarlılığı sürdürmek istiyorsak, Pavlus’un üzüm suyundan bahsediyor olması mantıklı gelir. Timoteos genç bir din görevlisiydi ve Pavlus ona kilise önderlerinin atanması konusunda tavsiyeler veriyordu:
İşte güvenilir söz: Bir kimse gözetmen olmayı gönülden istiyorsa, iyi bir görev arzu etmiş olur. Ancak gözetmen ayıplanacak bir yanı olmayan, tek karılı, ölçülü, sağduyulu, saygın, konuksever, öğretmeye yetenekli biri olmalı. Şarap düşkünü, zorba olmamalı; uysal, kavgadan ve para sevgisinden uzak olmalı. Evini iyi yönetmeli, çocuklarına söz dinletmeli, her yönden saygılı olmalarını sağlamalı. Kendi evini yönetmesini bilmeyen, Tanrı’nın topluluğunu nasıl kayırabilir? (1 Timoteos 3:1–5).
Şarap içen bir din görevlisi Pavlus’un tavsiyesinin aksine hareket etmiş ve başkalarına kötü örnek olmuş olurdu. Tabii ki Pavlus’un burada şaraptan değil üzüm suyundan bahsettiğini anlamak için başka nedenler de var.
Kadim zamanlardan kalan bazı yazılı kayıtlar, suyla karıştırılmış üzüm suyunun mide rahatsızlıklarına çare olarak kullanıldığını gösteriyor. Bacchiocchi yazar Athenaeus’tan alıntı yaparak, M.S. 280 yılında şöyle dediğini bildiriyor: “Kişi, ya suyla karıştırılmış ya da ısıtılmış olarak üzüm suyu (glukon oinon) alsın, bilhassa protropos adı verilen türünden. Tatlı alkolsüz glukus, mideye iyi gelir, ve üzüm suyu ağırlık vermez, uyku bastırmaz.”[4] Protropos sözcüğü mayalanmamış üzüm suyuna verilen Latince bir isimdi. ‘Alkolsüz’ sözcüğü, tatlı ve mayalanmamış bir üzüm suyu türü olan effoeminatum’dan tercüme edilmişti.
Pavlus neden ‘artık yalnızca su içme’ ifadesini kullandı? Belki Timoteos, Eski Ahit zamanındaki rahipler ve Nezîrler (adanmış kişiler, bkz. Çölde Sayım 6) gibi, hem mayalı hem de mayalanmamış üzüm suyundan kaçınıyordu. Hatta bunu ona bizzat Pavlus önermiş olabilir. Bir kilise önderi geçmişin rahiplerinden daha mı az pak olmalıdır? Timoteos muhtemelen yalnızca su içiyordu. Ancak burada, 1. Timoteos 5:22 ve 23 ayetlerinde, Timoteos’a pak kalması için halen tavsiyelerde bulunurken, Pavlus ona mide rahatsızlıkları için kendisini su içmekle sınırlamaması gerektiğini söyledi. Başka bir deyişle, su ve üzüm suyu karışımı midesine faydalı olacaktı.
Birinin üzerine ellerini koymakta aceleci davranma, başkalarının günahlarına ortak olma. Kendini temiz tut. Artık yalnız su içmekten vazgeç; miden ve sık sık baş gösteren rahatsızlıkların için biraz da şarap iç (1. Timoteos 5:22–23).
Sonuç olarak, burada Pavlus kutsal yazının tanıklığına aykırı gidip alkollü içkileri imanlılar için tasvip ediyor değildi. O, tıpkı eski zaman rahipleri gibi her konuda yüksek bir paklık standardını korumak amacıyla muhtemelen yalnızca su içen, son derece bilinçli genç bir din görevlisine tavsiyede bulunuyordu. Pavlus suyla birlikte biraz da üzüm suyu içerse, belli bir hastalık için iyi bir ilaç olacağını belirtti.
1. Timoteos 3:8: Aynı şekilde kilise görevlileri... şarap tutkunu... kişiler değil, ağırbaşlı kişiler olmalı.
Bazı Hristiyanlar bu ayete atıfta bulunarak, ara sıra şarap içmenin uygun olduğunu söylüyorlar. Pavlus’un kilise görevlilerinin (diyakonların) şarap içmemesi gerektiğini söylemek istese, ‘şarap tutkunu [olmayan]’ değil, kısaca ‘şarap içmeyen’ diyeceğini ileri sürüyorlar. Sorunun bizzat şarap içmek değil, içilen şarabın miktarı olduğunu iddia ediyorlar. Bunun geçerliliği var mı?
Kutsal Kitap şarabın kendisi hakkında ne diyor?
Şarabın kızıl rengine, kadehte ışımasına, boğazdan aşağı süzülüvermesine bakma. Sonunda yılan gibi ısırır, engerek gibi sokar. Gözlerin garip şeyler görür, aklından ahlaksızlıklar geçer (Süleyman’ın Özdeyişleri 23:31–33).
Kutsal Kitap imanlılara şaraba bakmayın bile derken, neden bunu tersine çevirip bir miktar içebilirsiniz desin? Özdeyişler’deki bu ayetler, mayalı şarabın tüketildiği miktarda değil, özünde bir sorun olduğunu gösteriyor.
1. Timoteos 3:8 ayeti kilise önderlerinin ve eşlerinin niteliklerinden, ayrıca kilise görevlilerinin (diyakonların) ve onların eşlerinin niteliklerinden söz eden geniş bir bölümün parçası. Bölümü geniş bağlamında ele alırsak ve kullanılan kavramları incelersek tam anlamını kavrayabiliriz.
Kutsal Kitap, 1. Timoteos 3:2 ayetinde kilise önderinin ‘ölçülü’ olması gerektiğini söylüyor. Kutsal İncil tercümesinde derkenarda ‘ayık’ notu var. Şöyle soralım: “Orijinal Grekçe sözcük ne anlama geliyor?”
Grekçe sözcük, nefo kök fiilinden türeyen nefalios sıfatı. Bazı kökenbilimciler fiilin olumsuzluk öneki ‘ne’ ile ‘içmek’ anlamındaki ‘pino’ sözcüğünün birleşiminden türediğini, dolayısıyla kelime anlamıyla ‘içmemek’ olduğunu düşünüyorlar. Diğerleri sözcüğün kökeninin olumsuzluk öneki ‘ne’ ile poinos (‘şarap’ anlamında oinos) sözcükleri olduğunu, yani kelime anlamıyla ‘şarap olmadan’ (şarapsız) demek olduğunu düşünüyorlar. Bu yazıda en çok alıntı yapılan “Kutsal Kitap” adlı tercümede, sözcük her seferinde kelime anlamıyla ‘ayık olmak’ (1. Selanikliler 5:6, 8; 2. Timoteos 4:5; 1. Petrus 1:13; 4:7; 5:8) olarak çevrilmiş. Yani, fiilin birincil anlamı ‘içmemek’ ya da ‘şarapsız olmak.’ Nefalios sıfatı ne anlama geliyor?
Klasik Grek edebiyatında nefalios sözcüğünün ‘şaraptan kaçınma’ anlamına geldiği çeşitli örnekler var. Bu sözcük Helenistik dönemde (Yeni Ahit zamanı) bu şekilde kullanılıyor muydu? Yukarıda sıralanan ayetleri yazan Petrus ile Pavlus’un çağdaşı olan Yosefus, Yahudilerin Kadim Tarihi adlı bir eser yazmıştı. Şöyle yazıyor: “Rahiplik elbiselerini giyenler lekesizdir, paklıkları ve ayıklıkları [nefalioi] ile göze çarparlar, o giysileri giydikleri sürece şarap içmelerine izin verilmez.”[5] Yosefus sözcüğü net bir şekilde “hiç şarap içmeme” anlamında kullanmıştır.
Philon da Petrus ile Pavlus’un çağdaşı bir yazardı. Rahibin nefalios olarak (yani şaraptan tamamen kaçınarak) hizmet etmesi gerektiğini yazdı. Nefalios sözcüğü sıklıkla şarap olmadan sunulan bir sunuyu tanımlamak için kullanılmıştır.
Nefalios sözcüğünün asıl anlamı ‘hiç şarap içmemek’tir. İkinci bir anlamı, mecazi olarak ‘zihinsel ayıklık’ olabilir. Fakat ikinci kullanımda fiziksel ayıklık gerekliliğini ortadan kaldırmaz, zira içkiden kaçınmak zihinsel ayıklığın öncelikli şartıdır.
Yukarıda alıntı yapılan, Petrus ile Pavlus’un nefo sözcüğünü kullandıkları ayetlerde, Rabb’in ikinci gelişine hazırlananların ayık olmaları (yani alkollü içki içmemeleri) gerektiğini görüyoruz. Bu doğal anlam ve sözcük anlamıdır. Öyleyse kiliselerin önderleri için böyle bir zorunluluk görmemiz şaşırtıcı değil. Bu öğüt ayrıca 1. Timoteos 3:11 ayetinde kilise görevlilerinin eşleri için de kullanılıyor, onların da nefalios olmaları gerek. Kutsal Kitap’ın kilise önderlerine ve hizmetkârların eşlerine şaraptan tamamen kaçınmaları talimatını verirken, hizmetkârların şarabı ‘ölçülü’ olarak kullanabileceklerini söylemesi tuhaf olmaz mıydı? Kesinlikle!
Bir Kutsal Kitap yazarının bir şeyin aşırısını yasaklarken (örneğin, şarap düşkünü olmayan derken), bunu ölçülü olarak yapabileceğimizi varsaymak yanlıştır. 1. Petrus 4:4 ayetinde şöyle yazılmıştır:
İnanmayanlar, kendinizi onlarla birlikte aynı sefahat seline atmamanızı yadırgıyor, size sövüyorlar.
Petrus sizin onlarla birlikte sefahat içinde bulunmanızın, bunun bir sel olmadığı müddetçe uygun olduğunu mu söylüyor? Az miktarda sefahat Allah nazarında hoş görülebilir mi?
Bazı Grekçe sözlükler neden nefalios sözcüğünü şarabı ölçülü kullanmak olarak tanımlıyor? Deliller sözcüğün tamamen kaçınmak olarak anlaşılması gerektiğini gösterdiğinden, bu iyi bir soru. Kiliseler neden alkollü içki içmeyi buna eşlik eden bütün kötülüklerle birlikte savunmak için bu kadar çaba harcıyor? İsa’nın pek yakındaki dönüşünü bekleyen imanlıların Yuhanna’nın sözlerini yerine getirmeleri gerekmez mi?
Sevgili kardeşlerim, daha şimdiden Tanrı’nın çocuklarıyız, ama ne olacağımız henüz bize gösterilmedi. Ancak, Mesih göründüğü zaman O’na benzer olacağımızı biliyoruz. Çünkü O’nu olduğu gibi göreceğiz. Mesih’te bu umuda sahip olan, Mesih pak olduğu gibi kendini pak kılar (1. Yuhanna 3:2–3).
Kutsal Kitap alkole karşı tutumunda tutarlıdır. Onu içmememiz gerektiğini söyler. İsa’nın ikinci gelişini ümitle bekliyor musunuz? Pak olmak istiyor musunuz? Öyleyse ne yapmalısınız?
1. Timoteos 3:2 ayetinde Pavlus nefalios sözcüğünün mecazi anlamını (yani, ‘uyanık, kararlı, ciddi olun’) kastetmiş olabilir mi? Mümkün, fakat yüksek ihtimal değil. Listedeki bir sonraki sözcüğün özdenetim sahibi ve makul anlamına gelen sofron olması, nefalios sözcüğünün tamamen kaçınan şeklinde yorumlanmasına destek veriyor. Bunun nedeni alkolden kaçınmanın makul olmak için temel şart olması.
Bazı kişiler Pavlus’un 1. Timoteos 3:2 ayetinde nefalios sözcüğünün ‘tamamen kaçınan’ anlamına gelmesini kastetmiş olsaydı 3. ayette ‘şarap düşkünü olmayan’ ifadelerini eklemeyeceğini ileri sürüyorlar. Bunun çok basit bir açıklaması var.
Grekçe me paroinos ifadesi sözcük anlamıyla ‘şarap yakınında değil,’ yani şarabın tüketildiği yerde olmayan anlamına gelir. Bu tavsiye şu şekilde tercüme edilebilir: Barlara, içkili partilere gitmeyen biri.
Sonuç olarak, kilise görevlileri için verilen ‘şarap düşkünü olmayın’ tavsiyesinin mübalağa olduğunu ve görevlilerin ‘az şarap meraklısı’ olabileceği anlamına gelmediğini anlıyoruz.
Yasanın Tekrarı 14:26: Şarap ve sert içki.
Allah Eski Ahit’te İsrail’e hasat mevsiminde ürünlerinin onda birini tapınağa getirerek Allah’ın lütfunu anmalarını bildirdi. Orada bulundukları zaman, diğer imanlılarla birlikte hasadın iyi ürününü yiyip içeceklerdi. Bu ondalık Levilileri desteklemek için kullanılan ondalığa ek, ikinci bir ondalıktı.
“Her yıl tarlalarınızda yetişen ürünlerin ondalığını bir yana ayıracaksınız. Tahılınızın, yeni şarabınızın [tiroş = üzüm suyu], zeytinyağınızın ondalığını, sığırlarınızın ve davarlarınızın ilk doğanlarını, Tanrınız RAB’bin adını yerleştirmek için seçeceği yerde O’nun önünde yiyeceksiniz. Bunu yapın ki, her zaman O’ndan korkmayı öğrenesiniz” (Yasanın Tekrarı 14:22–23).
Tapınaktan uzakta yaşayanların ondalıklarını getirmesi daha zor olduğundan, onlar için kolaylık sağlanmıştı. Ondalıklarını satarak parayı Yeruşalim’e getirmelerine ve kutlama yapmak için yiyecek ve içecek almalarına izin veriliyordu.
“Tanrınız RAB’bin adını yerleştirmek için seçeceği yer uzaksa, yol Tanrınız RAB’bin size verimli kıldığı ürünlerin ondalığını oraya taşıyamayacak kadar uzunsa, ondalığınızı gümüşe çevirin. Gümüşü alıp Tanrınız RAB’bin seçeceği yere gidin. Gümüşü dilediğiniz şekilde kullanın: Sığır, davar, şarap [yayin], içki [şekar] ya da canınızın istediği başka bir şey alın. Siz ve aileniz orada, Tanrınız RAB’bin önünde yiyecek ve sevineceksiniz” (Yasanın Tekrarı 14:24–26).
Pek çok İngilizce tercümede ve Türkçe Kutsal Kitap tercümesinde şekar sözcüğünün içki olarak çevrildiğini görüyoruz. Bazıları Allah’ın iyiliğini kutlarken alkollü içki içmeye Allah’ın izin verdiğini düşünüyor. Birkaç nedenden ötürü bu doğru görünmüyor.
Öncelikle, Allah’ın alkole karşı tavrı hakkında görmüş olduğumuz her şeyle çelişiyor. Allah neden buna kutsal bir kutlamada izin versin? İkinci olarak, Allah’ın tapınağın yakınlarında yaşayan kişileri üzüm suyu (tiroş) içmeye zorlaması, fakat uzaktan gelenlerin alkollü içki almalarına izin vermesi tuhaf görünüyor! Kutsal Kitap tutarlı ise, görünürdeki bu uyumsuzluğu nasıl çözebiliriz?
İbranice şekar sözcüğünün kutsal yazıda çoğunlukla alkol anlamında kullanıldığı doğrudur. Peki bu tek anlamı mı? Hayır. Şekar hurma veya baldan yapılan tatlı bir içeceğin adı da olabilir. Aramice, Süryanice ve Arapçada hurma şarabını belirten sözcükler, şekar sözcüğüyle eş asıllı (aynı kökten gelen benzer sözcükler). Bu hurma şarabı alkollü müydü? Muhtemelen, fakat hangisinden bahsedildiğini bağlam belirleyecektir. Bu bağlamda şekar sözcüğünün tatlı ve alkolsüz bir içeceği ifade etmesi mantıklıdır. İngilizce sugar [şeker] ve cider [elma şırası] sözcüklerinin kökeni bu İbranice sözcüğe dayandırılabilir. Türkçedeki şeker tabii ki alkol gibi acı değil, tatlı bir kavramı ifade ediyor.
Aynı tercüme sorunu Yeşaya 24:9 ayetinde de var.
Yeni şarabın sonu geldi, asmalar soldu, bir zamanlar sevinçli olanların hepsi inliyor. Tefin coşkun sesi kesildi, eğlenenlerin gürültüsü durdu, lirin coşkun sesi kesildi. Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, içkinin [şekar] tadı içene acı geliyor (Isaiah 24:7-9).
İçki zaten acıdır. Peygamber bunu neden belirtsin? Ancak buradaki şekar sözcüğünün tatlı bir içecek olduğunu düşünürsek, ağıt o zaman anlam kazanır. Istıraptan ötürü insanlar üzüm suyunu ezgi eşliğinde içmeyecekler. Aynı bağlamda, tatlı içecek [şekar] bile onu içene acı geliyor.
Süleyman’ın Özdeyişleri 31:6: Sert içki verin...
Ayetler aşağıdaki şekilde:
İçkiyi çaresize, şarabı kaygı çekene verin. İçsin ki yoksulluğunu unutsun, artık sefaletini anmasın (Süleyman’ın Özdeyişleri 31:6–7).
Burada Kutsal Kitap kendisiyle çelişerek, kederli olanlara alkollü içki mi tavsiye ediyor? Metnin bağlamı bunun tam tersine işaret ediyor. Hemen önceki iki ayet şöyle:
Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz. Çünkü içince kuralları unutur, mazlumun hakkını yerler (Süleyman’ın Özdeyişleri 31:4–5).
Metinler bir karşıtlık ortaya koyuyor. Karar alıcılar için alkollü içki içmek uygun değildir. İsa’ya iman edenler karar alıcılar mıdır?
Ama siz seçilmiş soy, Kral’ın kâhinleri, kutsal ulus, Tanrı’nın öz halkısınız. Sizi karanlıktan şaşılası ışığına çağıran Tanrı’nın erdemlerini duyurmak için seçildiniz (1. Petrus 2:9).
Alkollü içkiler kimin için uygundur? Kutsal Kitap metni ironik bir zıtlığı gösteriyor olabilir. Birilerine iyi geliyorsa, bu ölmekte olanlardır. Ayrıca alkolün ölmekte olduğu için dayanılmaz bir acı içinde olan kişinin acısını hafifletmek için kullanılabileceğini belirtiyor da olabilir. Alkolün, bilhassa başka bir alternatif bulunmadığında, tıbbi olarak kullanımını kötülemiyoruz. Ancak ilginç bir şekilde, İsa çarmıha gerilirken kendisine şarap verildiğinde bunu geri çevirdi (Markos 15:23). Ne var ki, sirkeyi kabul etti (Yuhanna 19:29, 30).
Dolayısıyla, Özdeyişler 31:6 ayetinde alkollü içki kullanılmasına dair bir tavsiye görmüyoruz.
Genel Sonuç
Kutsal Kitap tutarlıdır. Alkollü içkilerin imanlılar için uygunsuz olduğunu gösterir. Hristiyan toplumunun alkol kullanımını inatla savunuşunu görmek hayret verici. Bunun akademisyenlere ve tercümanlara dahi uzandığını görüyoruz. Paklık arayışında olan ve Mesih’in ikinci gelişine hazır olmak isteyenler bunu sosyal bir içecek olarak kullanmayı bırakacaklardır. Tüm şeylerde kutsallık örneği olmaya çalışacaklardır.
[1] Robert P. Teachout, "The Use of 'Wine' in the Old Testament" [Eski Ahit'teki "Şarap" Kelimesinin Kullanımı] (PhD dissertation, Dallas Theological Seminary, 1979). Samuele Bacchiocchi, Wine in the Bible [Kutsal Kitap'taki Şarap] (Berrien Springs, 2004).
[2] Bkz. Bacchiocchi S. 125.
[3] Kutsal İncil, Lütuf Yayıncılık, İstanbul.
[4] Samuele Bacchiochi, Wine in the Bible, Berrien Springs 2006, p. 244. Yaptığı alıntı: Athenaeus, Banquet 2, 24.
[5] Josephus, Antiquities of the Jews [Kadim Yahudilerin Tarihi] 3, 12, 2, tercüme William Whiston, Josephus – Complete Works [Josephus – Bütün Eserleri] (Grand Rapids, 1974), p. 81.