Acı ve zorluklar yaşamına girdiğinde “Neden ben?” diye sormak gayet doğal. Çoğu kez adaletsizmiş gibi görünebilir. Diğerlerinin başına korkunç şeyler gelirken, bazı insanlar neden acı çekmez? Aynı kazada bazıları yara almazken, diğerleri yaşamını kaybeder. Neden? Allah bazıları için mucize gösterirken, bazıları için neden göstermez?
Bu gibi sorulara tamamen doyurucu yanıtlar vermek mevcut değildir. Ancak sonunda mucizevi güçlerin ve bunlar için gerekçelerin sadece Allah’ın elinde olduğunu hatırlamak zorundayız. O, büyük tabloyu görür ve her şeyi doğru yapar. Kutsal Kitap yazarlarından biri şöyle söylemişti, “Çünkü Tanrı gökte, sen yerdesin, bu yüzden az konuş” (Vaiz 5:2).
Bu gibi durumlarla karşılaştığımızda, Allah’ın yanıtları bildiğine güvenmeliyiz, hem de göklerin görkeminde Onunla yüzyüze geldiğimizde O’na soruncaya dek bilemesek de. Yeryüzündeki tüm bu olaylar sona erdiğinde, cennetin kıyısından bu dünyaya bakıp, “bu anın acılarının, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez” (Romalılar 8:18) olduğuna inanabiliriz.
Şeytan’ın meydan okumasına Allah’ın verdiği yanıt, bizlerden biri olarak yaşaması ve bizler adına ölmesi için İsa Mesih’i yeryüzüne göndererek mutlak bir fedakârlık göstermesiydi. Şimdi sen ve ben, Allah ile Şeytan arasında bir seçim yapmak zorundayız. Ve Allah’ın bizleri üstün kudretiyle O’nu takip etmeye zorladığı yönündeki Şeytan’ın suçlamasına karşılık vermek için, Allah’ın bu seçimi bizlerin dürüstçe ve özgürce bir seçimle yaptığından emin olması gerekmektedir.
İşte bu nedenle seçim özgürlüğümüz Allah için çok önemlidir. Ancak bu aynı zamanda Allah’ın sorununun da kaynağıdır. Çünkü özgürce seçebilirsek, o zaman kötüyü de seçebiliriz; birbirimize korkunç şeyler yapmayı da seçebiliriz.
Bu gibi sorulara tamamen doyurucu yanıtlar vermek mevcut değildir. Ancak sonunda mucizevi güçlerin ve bunlar için gerekçelerin sadece Allah’ın elinde olduğunu hatırlamak zorundayız. O, büyük tabloyu görür ve her şeyi doğru yapar. Kutsal Kitap yazarlarından biri şöyle söylemişti, “Çünkü Tanrı gökte, sen yerdesin, bu yüzden az konuş” (Vaiz 5:2).
Bu gibi durumlarla karşılaştığımızda, Allah’ın yanıtları bildiğine güvenmeliyiz, hem de göklerin görkeminde Onunla yüzyüze geldiğimizde O’na soruncaya dek bilemesek de. Yeryüzündeki tüm bu olaylar sona erdiğinde, cennetin kıyısından bu dünyaya bakıp, “bu anın acılarının, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez” (Romalılar 8:18) olduğuna inanabiliriz.
Şeytan’ın meydan okumasına Allah’ın verdiği yanıt, bizlerden biri olarak yaşaması ve bizler adına ölmesi için İsa Mesih’i yeryüzüne göndererek mutlak bir fedakârlık göstermesiydi. Şimdi sen ve ben, Allah ile Şeytan arasında bir seçim yapmak zorundayız. Ve Allah’ın bizleri üstün kudretiyle O’nu takip etmeye zorladığı yönündeki Şeytan’ın suçlamasına karşılık vermek için, Allah’ın bu seçimi bizlerin dürüstçe ve özgürce bir seçimle yaptığından emin olması gerekmektedir.
İşte bu nedenle seçim özgürlüğümüz Allah için çok önemlidir. Ancak bu aynı zamanda Allah’ın sorununun da kaynağıdır. Çünkü özgürce seçebilirsek, o zaman kötüyü de seçebiliriz; birbirimize korkunç şeyler yapmayı da seçebiliriz.